6 Mayıs 2019 Pazartesi

Süper Lig 31. Hafta Notları


      Çok fazla anlam çıkarılabilecek bir fotoğraf bu. Geçmişe gitmeyeceğim ancak bu olsa olsa kendine güvenmenin, kazanacağına inanmanın tebessümüdür. Şenol Güneş'ten bunu görmedik, çıkardığı takıma tebessüm eden de olmadı; Terim hariç.

"Bir şeyin arkasında durmazsan, önüne gelen her şeyin arkasından gidersin."

- Şenol Güneş, kendisini yarışa sokan planın arkasında duramadı ve kaybetti. İkinci devrenin en akışkan hattı Ljajic - Burak'ı kendi elleriyle parçaladı ve takımın bütün ezberi gitti. Aslında Beşiktaş'ın güçlü bir ezberi yoktu, iki oyuncunun önderliğinde öyle veya böyle forma girmiş bir omurgası vardı. Necip o omurganın tam ortasına girince bütün yapı bozuldu. Dorukhan ve Ljajic bütün dengesini kaybetti, Burak da Luyindama - Marcao tandeminde eridi.

- %70 ve %53. Bunlar Kevin Durant'in play-off'taki ikilik ve üçlük yüzdeleri değil; Necip ve Dorukhan'ın maçtaki pas isabet oranları. Bu şekilde Telekom'dan galip çıkmayı size düşündüren her neyse ondan vazgeçmek mantıklı olur. Üstünüzde stres yok, yakalanan bir ritim var ve rakibi tehdit edebilecekken kendi düzeninizi yok ediyorsunuz. Savaş zaten kumandanın kafasında kaybedilmiş.

- Fernando - Donk - Belhanda.. 2018 Galatasaray'ından bolca pasaj gördük. Garry yerine Henry skor yaptı, Diagne Gomis gibi rakibi çok yordu; o da nerdeyse penaltı alıyordu. Fernando da aynı kaleye yine 8 numaradan golünü attı. Stoper tandemi de geçen seneye göre daha güvenli olunca, bir pozisyon dışında problem yaşanmadı. Hiç fena değil.

- Galatasaray'ın derbilerde 2-0'ı bulunca skoru artıramamak gibi bir sorunu var. Fener'e ilk yarı yakalandılar, bu maçta da Beşiktaş normal düzenine dönünce tek net pozisyonlu bir baskı yediler. Yazın personel değişimi yapılırken bu da düşünülecektir sanırım. İyi bir kontra takımı ama bağlantılarda hala sorun var.

- Şampiyonluk yarışı iki takıma düştü gibi. Beşiktaş'ın kafaca düşmemesi lazım çünkü Galatasaray duble yaparsa üçüncü takım Avrupa'ya elemesiz gidecek. Bu da daha fazla tatil ve daha rahat bir kadro planlaması demek. Bir sezona daha erken başlamaları kötü olur.

- Marcao ve Luyindama'yı bulan, eşleştiren ve plana dahil eden her kimse transferi o yapsın. İlk yarı 21 gol yiyen takım, ikinci yarı 8 gol yedi. Kusursuzlar.



SİVAS - BAŞAKŞEHİR


 

- Puan kayıpları sanırım Mossoro'ya kesilmiş, onun yerine Soner başladı ve kadro onun dışında aynıydı. 30 haftada 45 gol atabilmiş takımın kuraklığını sadece Soner çözecekse keşke daha önce oynasaydı. Neyse ki sorunun kökü daha derin, bir sürpriz olmadı.

- Visca'nın bile yüzü düşmüş, takımda ayaklar gitmiyor. Belli imtiyazlar, imkanlar ve algılarla haftaları götürürsünüz ama sonunu getirmek için özel şeyler lazım. Kimisi buna tarih diyor, kimisi kültür. Salt saha içi bakarsak artık herkesçe çözülmüş olan "at Visca'ya" taktiği de tutmuyor. Neyse çözümü bulacak kimyager düşünsün, ben sözelciyim.  

- İlk yarı Bajic'le iyi kötü bir denge bulmuş takıma Robinho hamlesi hiç iyi sonuç vermedi ama Avcı vazgeçmiyor. Ankaragücü maçında gelecek bir kayıp daha sezon bitirir çünkü Telekom'dan o ruh haliyle çıkamazlar. Beşiktaş maçından da sert bir atmosfer olacak orda.

- Sivas haftalardır boş viteste takılıyor ama aşağılarda kazanılan her puan, onları ateşe biraz daha çekiyor. Mevcut formuyla 37'lerden (Ankaragücü, Kayseri, Fenerbahçe) düşme tehlikesini en çok yaşayacak takım onlar. Son hafta şampiyonluk peşindeki Galatasaray'a, küme düşmemek için yakalanmak istemezdim. 


KASIMPAŞA - FENERBAHÇE


- Fenerbahçe, ligde Eylül'den beri deplasmanda ilk kez maç kazandı. Kasımpaşa'yla ilk yarı oynasalar bu istatistikle lig bitebilirdi çünkü ikinci yarıda Kasımpaşa diye bir takım yok. Sezonu kafaca en erken bitiren takım, Trezeguet de gidince bu kadroyu ciddi anlamda değiştiremezlerse seneye düşmeleri beni şaşırtmaz. 

- Ersun Yanal bu maça Jailson - Topal'la çıkınca şaşırttı ama Kasımpaşa sahada öylesine takılınca bu hiç sırıtmadı. Isla hücum beki oldu, Eljif sahiden 10 numaraydı ve istedikleri her an gol atabilecek gibiydiler. Tabii bu bir illüzyon, aldanmamak lazım.


KISA KISA

- Trabzon, üçüncülüğü kovalamaya devam ediyor. Beşiktaş'ı geçebileceklerini hep söyledim; bu hafta Konya'yı yenerlerse haftaya kendi finalini yaratacaklar. Şampiyon kim olursa olsun, yılın takımı çok net Trabzon. İç sahada lig ikincisi olmaları da şehirle nihayet bütünleştiklerinin ispatı. Ünal Karaman, dev bir takdiri hak ediyor.

- Göztepe 1.5 ay gol atamadıktan sonra iki maçta 6 gol ve 6 puanla epey nefes aldı. Bu hafta içerde Sivas'ı yenerse sırtı kolay kolay yere gelmez, rakibini de paçasından tutup aşağı çeker. Deniz Kadah düşmeyi hiç istemiyor; son 2 maç 3 gol.

- Erzurum, tahminleri boşa çıkarmadı ve tatsız bir maçın sonunda Bursa'yı yenip gerekeni yaptı. Fikstürleri hala zor ve Göztepe'nin sürpriz formu onları aşağıda bırakacak gibi gözüküyor. Yine de vazgeçmeyeceklerini bilmek güzel, Bursa gibi değiller.

- Lig beşinciliği için 4 puan bandında 5 takım var ve bunlar küme düşme hattını da belirleyecek. Cetvelin bir yeri netleşse başka bir yeri karışıyor. İşi olmayan kağıdı kalemi alsın, hesaplamak çok zevkli. Hatta kağıt kaleme de gerek yok, link verelim.





30 Nisan 2019 Salı

Süper Lig 30. Hafta Notları


 
                                    Mekanın cennet olsun Josef Sural..


     20 haftalık boşluktan sonra tekrar merhaba. Yine de Linderoth'tan daha az maç kaçırdım.

     Ligde bu süre zarfında çok şey oldu elbette. Transferler, cezalar, acayip skorlar vs ama son 4 haftaya girerken takvim ve cetvel iyice sıkıştı. O zaman başlayalım.

GÖZTEPE - BAŞAKŞEHİR


- Abdullah Avcı yine Robinho'lu 4-6-0'ımsı çıktı, maç bittiğinde sahada aynı anda Bajic - Adebayor - Napoleoni - Robinho - Visca vardı ve tek orta saha oyuncusu 38'lik Emre'ydi. 
E hani plan, hamle, strateji? Deniz Kadah ikinci gole giderken arkadan koşan Emre görüntüsü Avcı'nın çöküşünün ispatıydı. Kulübede 3 orta saha oyuncusu varken hiçbirini kullanamamak, panik düğmesinin içeri göçtüğünün ispatı.

- Göztepe 3 Mart'tan beri gol atamıyordu, bu sefer orta sahadan Borges'i eksiltip Jerome'nin arkasına Deniz'i koyup aşırı eforlu ama gömülmeyen bir oyunla maçı kazandı. Tayfur - Berkan ikilisinin savunma performansları uzun süre konuşulacak cinstendi. Avcı sallanan orta sahanın son çivisini de 71'de çıkarınca meydan tamamen onlara kaldı ama sadece bir fırsat değerlendirilebildi. Eh neredeyse 2 aydır gol atamayan bir takım için bu da iyidir.

- Sezon başından beri 1-0 giderseniz rakipler sizi lig sonuna doğru çözer. Doğru kapanan, Visca'yı insani standartlara indiren her takım Başakşehir'den puan almaya devam edecek. Aşırı yaşlı takımın havalar ısınıp sezon sonu geldikçe tempo yapma şansı da azalıyor. Epureanu da yokken takımın dengesi şaşmış durumda ve psikoloji aşağı doğru iniyor. 

- Göztepe kapanabileceği maçı kazandı ama bu hafta Antalya gibi toptan nefret eden bir takıma kaybederse şaşırmam. Sadece kontraya dönük kadro kurmanın zorluklarını uygulamalı gördüler. Ligde kalırlarsa doğru planlama şart.

- Kimya dersinden ben de hoşlanmazdım, anlıyorum.

KONYA - GALATASARAY


- %66 top hakimiyeti ve 11 şutta '0' isabet. Boşa oynamanın resmini çizmişler Abidin. 

- Konya'nın herhangi bir amacı yok. Savunma yapmak bir amaç olsa bunu kontra planla desteklersiniz ama Konya oyunun doğal akışı sonucu sadece bekledi o kadar. Bu durum mu daha kötüydü yoksa Galatasaray'ın buna bile çözüm üretememesi mi bilemiyorum. 

- Diagne'de olup Mitroğlu'nda olmayan hiçbir şey yok. O zaman Kostas'ın ilk 11 çıkmasını veya daha fazla süre alması beklenir değil mi? Sanırım 10 milyon euro göründüğünden daha yüksek bir bedel, adamı oynatmak zorunda hissediyorsun.

- Demirok - Diagne hattına iki ara pası denendi; biri penaltıyken piksel farkıyla ofsayt oldu, öteki de karşı karşıya aut. Böyle iç karartıcı deplasmanlarda madeni bulunca işlemeniz gerek ama bir şey bulduğunun bile farkında değildi Galatasaray. Kolomb bile Hindistan yerine piyangodan Amerika'yı bulup ordan devam etmişti.

- Beşiktaş, Rize (d) ve Başakşehir öncesi bu maç joker çekme şansıydı, artık eldeki kartlar herkesle aynı. Momentumun tekrar yakalanması için derbide galibiyet şart. 

- Emre Akbaba bu sene deplasmanda oynamaz, Arena'da son 20 dakikalar onu bekler. Linnes'in dönüşü de Mariano - Yuto kenarlarından sonra çok önemli.



BEŞİKTAŞ - ANKARAGÜCÜ



- Beşiktaş, izleyenleri farklı açılardan düşündürmeye devam ediyor. Oyun olarak sıkıntılı başlangıç, rakibin dominasyonu, verilen pozisyonların ardından bir Burak sihri. Zaman zaman duran top da olabiliyor kilidi açan. Skoru bulduktan sonra ise rakibi sürklase eden, tabelayı hızlıca değiştiren Ljajic & Burak şov. Ankaragücü önünde de bu senaryo değişmedi.


 - Ankaragücü Sedat - Moke orta sahasıyla umulmadık bir baskıyla Beşiktaş'ı çok top kaybına zorladı, izleyenlerin de devre sonunda sabrı fazlasıyla zorlandı. Burak sihrinden sonra Vida sürprizi bu virajı da döndürdü, maçın ikinci yarısı biraz formaliteydi.

- Karius - Vida - Atiba - Ljajic - Burak. Omurganız formda olunca sonuca gitmek kolay. Ancak Lens, Güven, Mirin, Dorukhan gibi yan parçaların zaman zaman sallanması, sadece Burak'la sonuca giden takımın işleyişini tehdit edebilir. Tabi Burak Viserion gibi yakıp yıktıkça bunların telafi payı her zaman var.



FENERBAHÇE - TRABZON


- Sadık - Topal - Jailson'un sağlıklı top çıkarması beklenmiyordu, Trabzon da buna dönük baskıyla başlayıp önce pozisyonları sonra da golü buldu. Maçı çok başka yerlere götürmeyi vaat ediyorlardı ama nedense tempoyu düşürdüler. Hiç lüzum yoktu.

- Yanal'ın Tolgay ısrarını kim bitirdiyse tebrikler ama alternatifinin Jailson - Topal olması da talihsizlik. Sezon bitmedikçe sahada izlenen 'şey'in verdiği acı artıyor. Onun da futbol olmadığı kesin.

- Kadronun en yetenekli ismi Valbuena yedekken, Alanya sonrası burada da kaybetmemek esas plan olmuştu Yanal için. Yalnız Fenerbahçe bu sezon bir şey kazanmadığı için kaybedeceği bir şey de yoktu, bunu atladılar sanırım. Neyse bu sezon bunlar normal.

- Ünal Karaman sezon sonu tahlili yaparken en çok bu maça üzüleceğine eminim. Kontrol, kalite ve tempo Trabzon'dan yanayken çok kötü değişikliklerle rakibi diriltti. Fenerbahçe, Galatasaray'dan sonra bu maçta da eksik oynuyor düşüncesi vermediyse bu iki takımın ciddi düşünmesi gerek. Problemin kaynağı onlardı.

- Fenerbahçe için lig bitti, Trabzon'un üçüncülük şansı sürüyor. Sezon sonu kıl payı dördüncü olurlarsa Sosa'nın o faulü daha yaralayıcı olacak.

- Fenerbahçe için maçtaki tek iyi şey, Yanal'ın "Trabzon'u belki de üçüncülükten ettik." dememesi. Gelişim güzel şey.


KISA KISA ANADOLU



- Bursaspor'un halini kimse Devlet Bahçeli'den iyi özetleyemez. 30 maçta 5 galibiyet ve en son da Akhisar'ı içerde yenememek.. PTT seni çağırıyor.

- Rize yine üstün oynayıp sonuç alamadı ama gittikleri yol kesinlikle doğru. Sivas'ı yenseler çok avantajlı olacaktı ama iddiaları sürüyor. Sivas tıpkı Fenerbahçe gibi, alttakiler bu kadar kötü olmasa sıra mutlaka kendilerine gelecekti.

- Erzurum direnmeye devam ediyor, Göztepe'nin bu haftaki acayip galibiyeti olmasa en şanslı onlardı. Yine bu şans bitmedi çünkü diğerlerinden çok daha uzun süredir çabalıyorlar. Avrupa iddiası olan Antalya'dan puan almak iyidir.

- Malatya içerde Kasımpaşa'ya kazanarak, Alanya da deplasmanda Kayseri'yle berabere kalarak Avrupa şansını devam ettirdi. Lig o kadar sıkışık ki yarım puan bile alan bir şeylerden kopmuyor. Bu durum kalite mi vasatlık mı epey tartışmak lazım.




HAFTANIN OLAYLARI


- Josef Sural'ın hayatını kaybettiği olay bir kaza değil cinayet çünkü şoför uyumuş. Para kazanmak için geldiği yabancı bir ülkede, üstelik 2.5 ay önce yeniden baba olmuş birinin böyle bir ihmalle ölümü çok acı. Failin en üst seviyeden cezalandırılmasını dilerim. 





29 Ekim 2018 Pazartesi

Süper Lig 10. Hafta Notları


BURSA - ALANYA


- Sakho'dan yoksun Bursa, Alanya'yı resmen domine etti. Maçın yıldızı Latovlevici oldu. İlk bakışta tuhaf gelebilir, normal. Bursa'nın kazanması bekleniyordu ama bunun sıkıcı bir maçın sonunda olması gerekiyordu. Stancu ve arkasındaki Burak - Tunay - Lato üçlüsüyle böyle bir oyun, iyi iş.

- Vagner Love Alanya'ya ilk geldiğinde gol atamadığı için onu bir hocaya okutmuşlardı. Şimdi buna benzer bir durum Papiss Cisse için gerek. Onun derdi gol atamamak değil, sahaya çıkamamak. Cisse'nin olmaması, Bobo'nun olması ve Alanya'nın kağıt üzerinde olmasa da fiilen 10 kişi oynaması demek. Bobo şu an 6 maç, 0 gol, 0 asist ve 0 umut. Cisse'nin sahadan bir dakika bile uzak kalmaması gerekiyor.

- Aybaba, takımı güzel çeviriyor, tebrik etmek lazım. Lato'dan maç çeviren oyuncu çıkardı, geçen sene bu zamanlar tribün protestosu yüzünden kariyeri bitse hayır demezdi. Bizim ligde açıkken vasat olup beke geçince kariyerini canlandıran Caner, Ömer, Eren Albayrak gibi örnekler vardı ama Latovlevici bunun tersini yaptı. Bu ne kadar sürer bilinmez ama şimdilik iyi iş çıkarıyor.

- Alanya'da tempo ve coşku eksik. İki yıldır ligin en eğlenceli takımlarındandı ama artık Love ve Akbaba yok. Cisse yokken Fernandes de etkili olamıyor, mutlaka bir alternatif plana ihtiyaçları var.

ERZURUM - KASIMPAŞA



- Bu maçın yıldızı, Arda Kardeşler ve VAR odası oldu. Biri muallak biri yanlış toplam iki penaltı ve birinin sonucu atılan Egemen. 60 yaşındaki insanlar bile teknolojiyi gayet güzel kullanıyor, bizim hakemler VAR'dan doğru karar veremiyor. Teknolojiyi kötü kullanımla kötüleyebilirsiniz ama engelleyemezsiniz, bunu birisi hakemlere söylemeli.

- Maç 1-1 bitti ama toplam 32 şut ve yüksek tempo vardı. Erzurum'un iç saha maçları ilginç şekilde güzel geçiyor ama sadece 4 puan alabildiler. Tempo, direnç tamam ama kalite sorunu olunca bir yerde tıkanıyorsunuz. Bu durum uzun sürünce de küme düşüyorsunuz zaten. Devre arası, geçmiş yıllardaki Vleminckx, Edinho, Gekas tarzı bir hamleye; yani iyi bir tecrübeli forvet takviyesine ihtiyaçları var. En elzemi bu.

- Diagne bir penaltı gol, diğerini tribüne attı. Kasımpaşa tam kadro çıkmasına rağmen Erzurum'un temposuna zaman zaman yanıt veremedi, onlar için en büyük soru işareti de bu. Bu maç özelinde bunu coğrafi şartlara yoralım ama lig sertleştikçe alternatifsiz kadro başlarına iş açabilir. Yine de beraberlik bu şartlarda iyidir, kaybetmemek de bir alışkanlık.

KONYA - BAŞAKŞEHİR


- Başakşehir, peş peşe ikinci maçını 1-0'la kazandı. Son 6 maçta 1 gol yediler ama son 5 maçta da 3 gol atabildiler. Emre yokken üretimde benzin ışığı yanıyor, havalar ve zemin biraz daha zorlaştığında rölanti fayda etmez, araç yolda kalabilir. Böyle sıkıntılı oyunlara ve skorlara rağmen lider olmaları da ligin ve üç büyüklerin özeti.

- Konya bu yıl ilk kez gol atamadı. Birkaç şans buldular ama Başakşehir kilidini açacak boyutta değil. Skubic hala 1 asistte, ona duyulan ihtiyaç; özellikle bu tip ciddi maçlarda daha da fazla. Yatabare - Jahovic ikilisine tekrar dönülmüşken, daha çok servis imkanı var. Bunu kullanmalı Konya.

ANTALYA - TRABZON


- "Doukara'sı olan düşmez." Geçen sezon devre arasında gelip 6 gol 6 asist yapmıştı, bu sezon da 4 gol 2 asist. 2018 model Gekas ama daha güçlüsü. Ceza sahası dışından da gol atabiliyormuş, bu hafta gördük. Emekli olsun burdan.

- Karaman'ın Yusuf - Olcay kenarlı 4-4-2'si, ciddi deplasmanlarda zorlanır demiştik. Yetenek güzel ama devamlılıkla dengesi bulununca. Antalya yine toptan kaçtı (%43) ama heyecan verici anların çoğu da onlardan geldi. Özellikle Yusuf bu kadar formsuzken iyi çıkan takımlara karşı Kucka yaması iyi olabilir. Sosa kanatta da oynayabilen bir oyun kurucu, bunu birileri söylemiş olmalı Trabzon'da.

- Antalya kimliğini oturttu artık, ters gelmeyecekleri takım neredeyse yok. Kenar katkısı olmadan iyi iş çıkarıyor Bülent Hoca. 10 haftada 17 puan yaptılar, böyle giderse ilk yarı sonunda rahata ermiş olurlar.

KAYSERİ - SİVAS


- Sivas topu (%58), Kayseri maçı aldı (2-0). Ertuğrul Sağlam son 5 maçtan 1 puan gelince dört stopere dönüp vidaları iyice sıktı, skoru almayı da başardı. Robinho, Kılınç ve Muhammet hiç alan bulamadı, Kayseri bir korner ve bir penaltıyla maçı aldı. Tam bir öğleden sonra kısır geçen Anadolu deplasmanı canlanmış olmalı gözünüzde. Çünkü maç öyleydi.

- Chery, penaltıdan da olsa saymaya devam ediyor. 4 gol oldu. Sezon başı takım daha üretkenken 10-15 arasına çıkar diyordum ama bu şartlarda 4 gol de 10 gol değerinde Kayseri için. Kurudular resmen.

- Robinho, Bursa maçını tek başına alınca bir illüzyon oldu ama destek şart. Tamam adam harika ama ligin sertliği, özellikle de deplasmanda buna her zaman izin vermez. Kone'nin sıkıntısı ne bilmiyorum ama Sivas onu arıyor, ileride biraz fiziksel dirence ihtiyaçları var. Douglas da hiç işlemedi bu maç.

MALATYA - GALATASARAY


- Galatasaray'ın maç kadrosu 19 kişiydi, 6'sı altyapıdan. Sakat olan 7 oyuncu da normalde ilk 11 çıkabilecek isimler. Hafiften Türkiye Kupası görünümüne döndüler mecburiyetten.

- Sağda Mariano - Linnes, ilk kez beraber oynadı. Etkili değildiler ama delinmediler. Klasik iki bek oyunu. Ama Linnes çıkıp Mariano beke geçine Malatya için yemek zamanı geldi. Ahmet - Mariano sağ savunmasının fazla dayanamayacağını bilmeyen yoktu sanırım, Linnes çıktıktan 10 dakika sonra balans tamamen bozuldu ve penaltı doğdu. Buna şaşıran olmamıştır.

- Ahmet Çalık napıyor? Gerçekten merakımdan soruyorum, yanlış anlaşılmasın. Zira futbolla pek ilişkisi yok. 18 yaşındaki Ozan sorumluluk alıyor, açıkları kapatıyor, her yere yetişmeye çalışıyor (penaltı da bunun sonucu) ama Ahmet'in tek yaptığı yer kaybetme ve hatalı paslar. Bir daha oynamaması hem kendisi hem de Galatasaray için en büyük iyilik olur. Gözden uzak olursa kiralanması kolaylaşabilir, oynadıkça batıyor.

- Terim, Ahmet'i alıp Donk'u ortaya alınca, o ana kadar işleyen tek yer olan tandemi de bozdu. Malzeme kısıtlı ama bu durum imkanlar ölçüsünde maksimumu yapmak için engel değil. Zaten karmakarışık olan takımı birlikte tutan tek çiviyi de sökmek pek akıllıca değildi. Kulübeden Celil veya Atalay hamlesi yapılabilirdi Belhanda yerine. Kulübedeki gençlerin herhangi birinin oyuna Ahmet'ten daha kötü etki etmesi imkansız. Hatta profesyonel futbolcu olmuş kimse bunu başaramaz. 

- Sinan bitmiş, tribün tepkisi üç vakte geri döner kendisi için.

- Malatya bildiğiniz gibi, yine kapandı ve Ahmet - Mariano ortaklığıyla da galibiyeti aldılar. Galatasaray'ın yeni deplasman fobisi hayırlı olsun.

FENERBAHÇE - ANKARAGÜCÜ 


- %7 gole çevirme oranı? 15. olmaya çok şaşırmamak gerek.

- 37 faul, 9 sarı kart ve bunların 7'si ikinci yarıda geldi. Özellikle ilk yarı Benzia'ya kartlık 3 faul yapıldı ama Hüseyin Göçek sadece faul verdi. Kendisi evde otursa böyle bir maçı izler miydi, sanmam. Peki bize niye izletti? Sistematik sertliğe dur diyin artık, yeter.

- Cocu gitti, beklenen son. Giderken de buralarda uzun süredir görmediğimiz taktiksel facialara imza attı. Başlangıçta sol ön Köybaşı ve üçlü savunmada Hasan Ali tercihi? Dakika 60, maç 0-1, işler dönebilir ama Sedat - Djedje orta alanı dikte ederken Jailson'u orada tek bıraktı. Çok forvetle çok gol atılır olayını 2005'te bitirmemiş miydik? Sonra maç koptu, penaltı + kırmızı kart, 0-2, protestolar ve nihayet 0-3. Nasıl derler, resmen çorap söküğü. 

- Devrim diye yola çıkıp Kocaman, Topal, Josef gibi sıkıcılığın imgesi olmuş profilleri özletmek çok trajik. Cocu gitti ama bu yapıyı kuran Comolli orada. Bir yanlış yapı daha kurmayacağının bir garantisi var mı? Eğer bu sefer yapıyı o kurmayacaksa orada durmasının bir anlamı var mı? Ali Koç, taraftara gereğinden fazla kulak verdi ve şimdi geri dönemiyor. Futbol sahası bambaşka bir yer.


AKHİSAR - GÖZTEPE


- Maçın başında Josue attı, kalan 87 dakika başka gol olmadı. AKhisar maç önü senaryo yazsa, en iyi ihtimal olarak bunu düşünürdü.

- Göztepe hiç geniş alan bulamadı, pozisyon için kalabalığı delmeleri gerekti ve bu da skorlarına direkt yansıdı. Akhisar, maçı son 15 dakikada koparabilirdi ama Lopes'e eşlik edecek oyuncu bulamadı.

- Sevilla hezimeti sonrası 4 değişiklik iyi etki yapmış ama kadro hala çok zayıf. Deplasmanda birkaç puan fena olmazdı. (5 maç 0 puan)

- Göztepe kazansa, averajla Beşiktaş'ın arkasında 5. sıraya çıkıyordu. Bu haftaki fikstürü düşününce, ilk 3'e kendilerini atmaları çok olasıydı. Avantaj kaçtı.


BEŞİKTAŞ - RİZE




- Pektemek, 3.5 yıl sonra ligde ilk 11 çıkıp biri topukla 2 gol attı. Neler oluyor hayatta.

- Genk maçı protestolarından sonra işler hassas bir noktaya gelebilirdi ama maçın gidişatı buna engel oldu. 4-1 güzel skor ama Rize 10 kişiyken bile oyuna ortaktı, daha organize pas yapıyordu. Rize 9 kişi kalınca bile Beşiktaş sadece sağdan Quaresma ile orta yapıyordu. O da 3 asistle bitirdi maçı. 

- Beşiktaş'ın oyununda 4 günde bir iyileşme olmamış. Başakşehir maçında Quaresma da yokken nasıl bir plan olacak bakalım.




HAFTANIN OLAYLARI


- Ligde artık yabancı hoca kalmadı. Sezon başlarken sadece Susic ve Cocu vardı, şimdi herkes yerli. Bu durum ne kadar iyi, futbol için ne kadar ilerletici düşünmek gerek. Yaklaşan yabancı sınırına önden hazırlık yapılıyor.

- Antalya ve Ankaragücü şu an 5 ve 6. sıraları almış durumda. Kendilerinden daha geniş imkanlı takımlara rağmen sonuç almanın bir yolunu bulmuş gözüküyorlar. Ligi ilginç kıldıkları kesin.

- Fenerbahçe'nin bu haftayı 17. kapatma riski var. Başkası olsa memlekette isyan çıkardı ama Ali Koç'un hatrına şu an isyan yok. Yine de süratle düzelme şart, burası Türkiye nihayetinde.

- Josue'nin golü. 


- Mustafa Pektemek.




11. HAFTAYA BAKIŞ




- Kışa giderken harareti artıracak bir hafta sonu geliyor. Arena'da Tudor ve Advocaat'lı maçtan sonra en tatsız derbi bu olabilirdi ama işler değişti. Cocu'nun gidişi, muhtemel yeni hoca, ihalenin artık oyuncularda olması takımı ateşleyebilir. Galatasaray'da 7 sakattan kaçının döneceği önemli ama Serdar, Fernando ve Onyekuru en acilleri. Selçuk ve Sinan'ın kulübenin en sonundaki koltuklara oturması ve Ahmet'in kulübeye dahi girmemesi gerekiyor.

- Son yıllarda Avcı, Güneş'i zorlanmadan alt ediyor. Emre yokken Başakşehir pıhtılaşmış bir oyun oynuyor ve Pepe dönerse bu sefer kilidi açmaları daha zor olabilir. Atiba'yla ikisi maçı belli bir derecede tutacaktır ama golü kim atacak merak konusu.

- Kasımpaşa - Antalya çok zevkli olur, cumartesi öğlen vakit geçirmek için çok ideal. Fenerbahçe kaybederse, Akhisar - Erzurum'un skoruna göre birisi üste çıkıyor. Alanya - Malatya, cuma iş çıkışı köprü trafiğini andırıyor. Ankaragücü - Kayseri maçında topa kim daha az sahip olmayı başaracak, bunu görmek istiyorum. Trabzon - Bursa ve Sivas - Konya maçlarında hiçbir skor şaşırtmaz ve Göztepe'nin bu hafta kazanması gerek.



8 Ekim 2018 Pazartesi

Süper Lig 8. Hafta Notları


KASIMPAŞA - GÖZTEPE 


- Beklenti boşa çıkmadı, haftanın en zevkli maçlarından biri oldu. Maç bittiğinde 10'u isabetli, toplam 31 şut vardı. Kasımpaşa topla sadece %35 oynayıp 3 gol attı, direkt oyunda başka bir seviye bu. Trezeguet ve Diagne'ye Eduok da eklenince bu oranlar geliyor, skor daha da artardı.

- Yasin'in golünü gördünüz mü? [1] Görmediyseniz görmelisiniz.

- Göztepe, ilginçtir, iki bekini zorunluluktan değiştirince oyunu ele aldı. Tayfur – Berkan çizgilere indi, Gouffran da önde etkiliydi. Sadece Kasımpaşa kadar atamadılar, pozisyon üretiminde pek aşağı kalır yanları yoktu.

- Kasımpaşa, Denizli’ye güzel bir merhaba dedi. Eduok – Diagne – Trezeguet böyle devam ederse gerisi de gelir, alan bulunca yakıcı bir tempoda hücum ediyor takım.

- Yasin 8 maç 5 gol. Benim nazarım bile işlemiyor adama, pes.



KAYSERİ – RİZE

- Sıkıcı geçebilecek bir maçtı, faullerin sertliği hafif bir meydan muharebesini andırdı. Karşılığı da iki direkt kırmızı kart (Rotman , Samudio) oldu.

- Kayseri bu maçı kazansa 7. sıraya çıkıyordu, 86’da o şutu çektirmemek gerek artık. 4 maçlık karanlık tünelden sonra bu maç ilaç olurdu, en fazla basit bir ağrı kesici olur şimdi.

- Rize bu maçta topu aldı (%60) ama Umar ve Samudio olmadan bununla ne yapacakları hakkında fazla bir fikirleri yoktu. 2 isabetli şutta 2 gol, geçen hafta da 3’te 3 yapıp maçı koparmışlardı. Verimlilikte destansı bir yüzde olsa da bu durum fazla gitmez. Oyunlarını ve hücumlarını çeşitlendirmeleri şart, bu şartlarda her zaman kazanamazsınız.

- Chery penaltıdan attı ama Samudio kırmızı gördü. Keşke oyun sertleşmeseydi de bu ikiliyi bütün maç izleyebilseydik.



 ERZURUM - ALANYA

- Bu maç 1-0’a kilitlenir dedik ama sonuç tersten oldu, Erzurum ilk galibiyetini aldı. Daha da farklı olurdu ama yine kadro kalitesi izin vermedi. Alanya’da Sackey olmayınca direnç, Papiss olmayınca da üretkenlik yok. Ayrıca Bobo bitmiş, gerçekten. Fernandes’e de vakit ve Papiss Cisse gerek.

- Yeni kurulan takımların lig ilerledikçe patladıkları bir maç olur, Erzurum için oyun açısından o bu maç olabilir. Eksik Alanya’ya karşı devamlı yüklendiler, yine acayip goller kaçtı, Özer şov yaptı ama yine de deplasmanda işleri çok zor. Böyle düşük yüzdeyle hücum edip ligde kalıcı olamazsınız.

BURSA – ANKARAGÜCÜ


- Sıkıcılık açısından yanıltmayan tek maç buydu sanırım. As kadrosu bile üretemeyen Bursa’da Furkan, Yusuf ve Badji yoktu; deplasmandaki Ankaragücü’nün üretimle arası zaten pek yok. Sonunda da Umut Meraş’ın sol açık oynarken 50 metreden gelen topta kafa golü attığı bir maç oldu.

- İki takımın pas yüzdeleri sırasıyla %71 ve %74’tü, kaleyi bulan toplam şut da 7. Tamam ligde kalite sıkıntısı var ama o kadar da değil. Bu rakamlar berbat. El Kabir yokken Mokhtar da 15. dakikada çıktı, Ankaragücü’nün çıkası varsa da çıkamadı o andan sonra.

- Cerci bu sefer de son 13 dakika oynadı. Milli arada minimum 45 dakikalık hale gelmezse Ankaragücü için ziller çalar. Gerçekten üretemiyorlar.

ANTALYA – GALATASARAY



- Dakika 84, maç 0-0, Galatasaray milyonlarca orta yapıyor ama gol yok. Son değişiklik olarak Rodrigues dışarı ve Donk oyunda; 10 dakika önce Onyekuru yerine girmiş Maicon’la çift santrfor oluyor. 86’da da Mariano maçtaki ikinci isabetli ortasında Donk kafa ve gol. [2] Haftanın değil, sezonun hikayelerinden olacak bir maç vardı Antalya’da.

- Antalya topla sadece %32 oynadı, sondaki yüklenmeleri olmasa bu oran %30’un altında kalacaktı. Sadece 1/6’le şut çektiler, bu kadar tek taraflı oynanmaz. Özellikle kendi sahasında bu kadar kontradan uzak kalmaları sürpriz oldu. Forvetsiz rakibin hızlı oyuncularına alan bırakmamak iyi plan ama bunu kontralarla beslemek lazımdı. Yine de sonuç alıyorlardı ama çift stoperden çift forvet olmasını hesap edemediler. Gerçi onu Türkiye’de o an sadece Terim düşündü ya neyse.

- Doukara çok yalnız kaldı. Yekta – Chico – Hakan sadece topun peşindeydi. Halbuki topu bilen ve verimli kullanabilen tecrübeli bir hat bu, oyunu en azından iki devrede onar dakika almasını beklersiniz. Badou – Fernando hattı kendi standartlarına ulaşınca tamamen pasifize oldular. Belhanda da orayı iyi destekledi, hakkını yemeyelim.

- Deplasmanda 500’ün üstünde isabetli pas, dış saha fobisi olduğu söylenen bir takım için gayet iyi bir seviye. Galatasaray’ın sorunu fobi değil, ilk golü yiyince paralize olması. Orta saha sıkılaştıkça bu durum da aşılır.

- Şampiyonluk gelirse, kliplerde kullanılacak ilk maç bu olur.

 YENİ MALATYA – SİVAS





- Bu maçta 8 şut olsa normal derdik; 8 gol oldu, bir penaltı kaçtı ve maç bittiğinde toplam ‘35’ şut çekilmişti. Ligin açık ara en çığrından çıkan maçı oldu. Şu tablo Kasımpaşa – Göztepe maçında bile fazla olabilirdi. İzleyenler bir doğa olayına tanıklık etti.

- Malatya’nın içinden canavar çıktı. %62 topla oynama, 8/23 şut, 3 dakikada 2-4’ten 4-4’e dönüş ve son 10 dakikada galibiyeti kaçırma. İnanılmaz, inanılmaz.

- Robinho ikişer ikişer saymaya devam ediyor. Hiçbir zaman aşırı skorer olmayıp burada kendini aşan kariyerli oyunculardan biri olmaya doğru gidiyor. Douglas atılana kadar Sivas’ı aldı götürdü, Muhammet oyundayken de Kone’li maçlara nazaran daha efektif görünüyor. Umarım milli arada ritmi bozulmaz.

- Malatya sanırım kendi rekorlarını kırdı, evrim geçirdi ama Boutaib yine gol atamadı. Şu an, ligde bu yıl ikinci maçına çıkan Eren Tozlu’yla aynı sayıda (1) golü var. Evet Eren de onu bu maçta attı, Boutaib atamadı. Gerçekten mucize bir takım ve forvet.

FENERBAHÇE - BAŞAKŞEHİR













- Stoper Reyes vasat, ön libero Reyes ise facia. Cocu ısrarla ikinciyi seçiyor. Jailson – Reyes ikilisi, Topal – Souza’nın sadece kötü bir kopyası. Fenerbahçeliler, aslından yaka silkiyordu; kopyasıyla ilgili hislerini siz düşünün.

- Bu salt savunmacı orta hatla Başakşehir’e karşı edilgen bir oyun tercihi vardı. Nitekim sadece koşması için oynatılan Frey ve sol çizgide Caicara – Visca’ya karşı enerjisiyle Eljif tercihi, bu planı başarılı kıldı. Yalnız bunu ligde sadece 3-4 takıma yapabilirsiniz. Topu size bırakan takımlara karşı sadece Slimani ve Frey’e top şişirmek sizi fazla uzağa götürmez. Cocu’nun başka planı yoksa, Aykut Kocaman boşuna gitmiş.

- Başakşehir’de net bir metal yorgunluğu var. Adebayor iki maçtır durum berabereyken 80’i görmeden çıkıyor. Orta sahada istasyon olma görevini biraz devretmesi gerek, enerjisi yetmiyor. Emre de yokken onun varlığı çok daha önemli Başakşehir için.

- Emre yerine İrfan olduğunda topun dolaşım hızı çok düşüyor. Sabırla top yaparken birden Visca – Elia / Kerim hattına atılan ters toplar Başakşehir’i çok tehlikeli kılıyordu. Şimdi bu durum yok, hatta Visca dışında hiçbir hücum planı yok. Bu yavaşlığın içinde onun deliciliği de bir yere kadar.

- Zirve yarışı için Başakşehir’de oyun hızı artmalı ancak yaşlı kadro ve sakatlık problemleri buna engel olacak gibi duruyor.

- Mert öyle bir maç çıkardı ki; Harun, Kameni ve Volkan’ın yeni kontratı bile tekrar hesaplanmıştır eminim. Kötü Bursa deneyimini arkada bırakmış, bu güzel haber.

- Fenerbahçe tekrar etken oyuna dönecekse, sahadaki yetenek toplamını artırması gerek. Aslında Ekici sağlıklı olsa, Eljif – Jailson – Ekici hattının önünde Benzia ve ileride de Soldado – Slimani’yle 4-3-1-2 denenebilir. Efektif kanat oyuncuları da yokken bu düzen enteresan sonuçlar verebilir. Elbette bu dizilişin en önemli unsuru bekler ama bunu ilk etapta iç sahada denemek için bir mahsur yok. Tabi bunu Cocu mu yeni hoca mı düşünecek, orası muamma.

AKHİSAR – TRABZON


- Maç 3-1 bitti ama ilk 2 gol frikik ve penaltıdan geldi. Ben daha çok bariz savunma hatalarından goller gelebilir diyordum, gidişat öyle olmadı. Yine de 4 gol iyidir.

- Sosa, Trabzon’daki ilk golünü çok acayip bir şekilde attı. [3] Daha geride oynarken oyuna daha konsantre sanırım.

- Trabzon deplasmanda orta sahada Sosa’lı 4-4-2 dizildi ama Akhisar’ın başlangıç düzeni, bunun bir dezavantaj olmasını engelledi. Yusuf ilk 11’e dönerse bunu sürdürmek zorlaşabilir. Skorlar iyiyken bu durum göze batmaz ama ilk kötü sonuçta yeni düzen arayışı şaşırtmaz.

- Seleznov oyuna 46’da girdi.O girene kadar Trabzon oyunu ve skoru almıştı, bu lüksü kaldırmaz bu takım. Galatasaray maçı zor denk gelir bir daha, o maçın etkisinden çıkmaları şart.

- Nwakaeme de Galatasaray maçında uçuyordu, sonra kayboldu. Transfer olduğunda istikrar problemi var denmişti, epey doğruymuş.

KONYA – BEŞİKTAŞ


- Konya maç 11’e 11 giderken çok doğru oynuyordu; penaltı + kırmızı ve 1-0’dan sonra oyunu tamamen Beşiktaş’a verdi. Bu haftanın ilginçliğine yakışır bir kapanış oldu.

- Skubic bu sezon 7 maç 0 gol 0 asistti, bu maç yaptığı bir bindirme 1 gol 1 asist gibi oldu. Vida’nın kırmızısında arkaya çok iyi sarktı ve pozisyonu yarattı. Konya için temel besin maddesi.

- Vida, Bayern maçından ders almamış; Caner de Konya’nın sağ çizgisinde Ömer Ali’den daha etkiliydi.

- Konya, maç 11’e 10’ken ısrarla hücum yapmadı ve Beşiktaş maçı 3 dakikada çevirdi. 2-1’de başlayan ve 2-2’de de süren Konya baskısı ise, demek ki yapılabiliyormuş dedirtti. Fofana ve Traore hamleleri daha erken yapılsa maç daha rahat geçebilirdi ev sahibi için. Çalımbay kaybetmediği için çok şanslı.

- Yatabare penaltı atmasın, atması teklif dahi edilmesin.



 

HAFTANIN OLAYLARI


- Malatya’daki 8 gol, Yasin ve Sosa’nın acayiplikleri çok iyiydi ama Antalya’da gördüğümüz deney bambaşkaydı. Deplasmanda Maicon – Donk’la çift forvet yapıp maç almak, olası bir şampiyonlukta en başta anlatılacak olaydır. Terim bu hafta herkesi şok etti. Bu hamle bir daha sonuç vermeyebilir ama gerektiği yerde ve ilk seferinde işe yaradı. Bu yeterli.

- Fenerbahçe – Başakşehir maçında VAR 5 dakika devre dışı kaldı, o arada da Elia’nın nizami golüne ofsayt verildi. VAR eğer maçlarda adalet için olacaksa, sistem devre dışıyken maç dursun. Planlar buna göre yapılıyor çünkü. Şimdi düşünün; bu senaryo kafa kafaya giden bir derbinin 85. dakikasında oluyor ve nizami gol ofsayt yüzünden verilmiyor, takım fark etmez. Orada ve maç sonrasında büyük olayların çıkmayacağını kim garanti edebilir? Hakemlerin soyunma odasına kilitlendiği, maç sırasında kafalarının yarılmasının normal karşılandığı bir yer burası. Gerçi ekrana bakıp yanlış karar veren hakemler oldukça VAR’ın ömrü az olacak gibi gözüküyor.



9. HAFTAYA BAKIŞ






-Milli ara sonrası Galatasaray, Kasımpaşa ve Trabzon içerde muhtemelen kazanır. Başakşehir oyun hızını artıramazsa Kayseri bir sürpriz yapabilir, Sivas’ta da Robinho Fenerbahçe’ye karşı. Cocu kalırsa bu defansif anlayış devam eder mi, yeni hoca gelirse ne tercih eder merak konusu.

- Rize içerde Samudio da yokken Konya’ya çözüm üretmek zorunda. Aşağıdan kurtulmak için iç sahada minimum kayıp şart. Alanya – Antalya 0-0 da bitebilir, Cisse ve Doukara ikişer tane de atabilir. Tamamen günlük şartlara bağlı o maç.

- Ankaragücü, Malatya’ya karşı bile oyunu kilitleyebilir (gerçi son maçtan sonra çok da mantıksız değil)

- Beşiktaş, bu hafta yanlış yaptığı ne varsa İzmir’de yapmamak zorunda. Geri düşerlerse 11 kişi bile çevirmekte zorlanacakları bir rakibe gidiyorlar. Göztepe oyun ritmini tutturdu ve yine öne geçerlerse Yasin’in adını daha da fazla duyabiliriz. Enteresan ama böyle.

- Avrupa Uluslar Ligi, baklava yanında turşu kadar alakasız bi durum. Liglerin devamlılığını baltalayan, oyuncu sağlığına ekstra risk teşkil eden gereksiz bir oluşum. Tez vakitte cayılmalı.



1 Ekim 2018 Pazartesi

Süper Lig 7. Hafta Notları


GALATASARAY - BB ERZURUM


- Akhisar sorası ve Porto öncesi en uygun maç bu olurdu sanırım Galatasaray için. Gerçi bu da zora girdi.
- Feghouli yaşıyormuş, bunu bilmek güzel. Oynamasına kendisinden çok Mariano’nun sevindiğine eminim, adam kendi standardına yaklaştı nihayet. Slogan belli, ‘no Sinan yes Mariano.’
- Duran top dışında öne geçememek nereye kadar? Eren ve Emre’nin de sakatlıklarıyla baskı ve incecilik daha da sınırlandı. Artık daha fiziksel, daha kontra günler geliyor gibi.
- Erzurum’un o kadroya rağmen hoca değiştirmesi müthiş absürt olay. Malzemeye oranla epey iyi oynatıyordu Mehmet Altıparmak. Bunlar yanlış şeyler.
- Porto maçında neler olur bilinmez. Göbekte Donk – Fernando fizikselliği ama önde Garry ve Henry hızı. Belhanda sanırım 1.5 yıldır ilk kez bu kadar önemli. Ndiaye, Eren ve Emre de yokken başka bir alternatif şansı bile yok.

ALANYA - AKHİSAR

- Alanya 4 maçtır kazanıyor. Papiss Cisse 4 maç 3 gol. Bobo’dan erken dönüş, ortaya Ceyhun ilavesi, kenarda da Efecan katkısı derken tam Mesut Bakkal takımı oldular. Efecan şu an 4 asistte, böyle giderse Haziran’da spor basınının yeni Akbaba’sı olur.
- Yalnız bu galibiyet serisinden önce bir maç daha kaybedilse Maniatis – Ceyhun – Sackey üçlüsüne Ayman da eklenecekti sanırım. Ziya Doğan, Alanya maçlarını bu üçlü için kaçırmaz.
- Seleznov döndü, Alanya 20 dakika 10 kişiydi ama Akhisar yine de çeviremedi maçı. Galatasaray’ın deplasman yetmezliği, Trabzon’dan sonra Akhisar’ı da makyajlamıştı, Alanya bir tas suyu çarptı yüzlerine. Yumlu – Caner tandeminin şimdiye dek takımı ligde tutması bile büyük olay. Yedekte de Dany var, C4 gibi ekip.

TRABZON - KASIMPAŞA


- Trabzon bu sene attığı kadar şanslı olacak demiştik. Pereira olmasa gerçekten Akhisar tadında savunmaları var. 2-0 geriye düştükten sonra kontradan farkın artmaması bunu kesinlikle örtmez.
- İç sahada baskı tamam ama deplasmanda Burak – Rodallega beraber, üstüne Yusuf ve Abdülkadir de varken nasıl olacak? Başka türlü de üretim süreklilik kazanmıyor, bu ikilem çok sürprizler yaratır Trabzon maçlarında. Burak veya Rodallega’dan birini bu formlarıyla kenarda oturtmak da ne bileyim, zor.
- Kasımpaşa, şu görüntüsüyle Hollanda Ligi’nde olur. Hücum olsun, tempo artsın, kontrol oyunu çöpe gitsin güzel de maç başına 16.3 şut geliyor kaleye. Ligde bu alanın en kötüsü Kasımpaşa. Son 3 maçta 10 gol boşuna yenmiyor haliyle. Kemal Özdeş orayı iyi toparlıyordu ama o malzemeyle en fazla bu puan olurdu. Savunmacı bir hoca gelip anlayışı kökten değiştirse de risk var, çok ciddi zar attı yönetim.

BEŞİKTAŞ - KAYSERİ


- Beşiktaş, Kayseri maçında 16 orta yaptı. Böyle bakınca normal geliyor ama bu rakam sezon ortalamasının yarısı. Atiba’nın sakatlıktan dönmüş 35 yaşındaki hali bile topu yere indirmeye yetti. Tabi bunda Caner’in olmaması da etkendi. Love da bu oyunda nispeten daha istekli ve etkili gözüktü. Düşünülenden yine epey uzak, orası ayrı.
- Ertuğrul Sağlam, Gökhan’ı her fırsatta geçen Bilal’i Medel’in karşısına neden aldı anlamadım. Kafa karıştırmak istedi ama kendi takımının bilinci gitti. Kayseri ikinci yarı hiç tehdit edemedi.
- Kayserispor, Fenerbahçe’yi yendikten sonra 4 maç 1 gol 1 puan, son 3 maçta da gol yok zaten. Baş aşağı düşüş için bu sefer ligin ikinci yarısını beklemediler, hakikaten istikrarsızlıkta nirvanadalar. Chery de asidi kaçmış kolaya döndü, yazık.
- Atiba Beşiktaş’ın hala en önemli oyuncusu. Sakatlıktan dinç döndü ama sezon sonuna kadar ne kadar istikrarlı gider bilinmez. Son iki sezonun sonlarında ciddi anlamda benzini bitmişti.

SİVAS -BURSA


- Sivas bu sene ilk kez gol yemedi, onda da ilk galibiyeti aldı. Galibiyetin bütün primi Robinho’ya verilebilir, haksızlık olmaz.
- Bursa, Stancu’dan Sakho’ya geçince üretkenliği artar dedik ama tek mevkiyle açıklanamayacak bir kısırlık var orada. Bir de Furkan’ı ikinci yarı kenardan getiriyor Aybaba. Maç sonu da kadro dışı bıraktı. Enteresan işler.
- Yusuf Erdoğan, 21. Dakikada oyuna girdi, maç sonu kadro dışı kaldı. Kariyerinin tek maçlık özeti.
- Maçta orta sahalar Medjani – Rybalka – Hakan / Aytaç – Badji – Saivet şeklindeydi. Gerçi Saivet 21’de çıktı ama anlayış değişmedi. Bu düğümü ve kargaşayı ancak Robinho’nun yeteneği çözerdi, öyle de oldu. Primi kesin hak ediyor ya.

GÖZTEPE - KONYA


- Duran top dışında açılmayacak maç, kornerden Jerome’nin kafasıyla açıldı. Öğleden sonra, yağışlı hava, iyi tribün derken İngiltere havası geldi ekrandan. Premier Lig değil de Championship diyelim, o da olumlu.
- Yasin şu an 7 maç, 4 gol 2 asist. Göztepe’nin 9 golünün 6’sında (%67) direkt etkisi var. Sezon sonu bir İstanbul seferi daha yapar mı diyordum, neyseki Aziz Yıldırım başta değil. Şaka bir yana tam seviyesini buldu, iyice gole oynamazsa iki kategoride de 10’u görebilir. Tam onluk ortam.
- Göztepe hafiften bir Ligue 1 takımı gibi. Atletik bekler, güçlü stoperler, hızlı kanatlar, önceliği savunma olan diri orta sahalar ve bu profile uygun, fena olmayan siyahi bir forvet. Öne geçtikleri her maçta çok ciddi şansları olur, son 3 maçta da bunu gördük. 9 puan.
- Skubic 7 maç 0 gol 0 asist! Konya’da kırmızı alarm için etli ekmek üretilmemesinden başka tek senaryo bu olabilir. Jahovic de kulübeye gelmişken tüm yük Yatabare ve Ömer Ali’de. Uzun vadede sürdürülemez durum bu.
- 2019’a giderken Selim Ay – Uğur Demirok tandemi de biraz tuhaf değil mi? Yabancı sınırı 5’e falan düşse hadi bi derece. Orada çok eksik Konya.
- Yabancı sınırı gelirse Ömer Ali en az 5 milyon Euro. Bu durum iyi mi kötü mü siz karar verin.     

RİZE - FENERBAHÇE


- Jailson – Topal ikili, bekler Hasan Ali ve Şener, Aatıf yine sahada. Devrim denen şey, son 2 sezondaki kötü filmlerin devam çekiminden başka bir şey değil şu ana kadar.
- Rize 12 dakikada 3 gol attı. İlkinde akan oyunda soldan Uslu kesti, arka direkte Muriqi vurdu. İkinci gol Aminu’nun 50 metrelik koşu ve tek vuruşluk kontrası, üçüncü de kornerde Samudio. Bu durum Rize’nin baskısından çok, Fenerbahçe defansının gol yeme repertuarı gibiydi. İkinci yarı farkın artmaması sürpriz oldu.
- Roman – Reyes, ligin en yumuşak ikilisi olabilir. Venlo’da iyi olurlar bak.
- Fenerbahçe’de defolar öyle çok ki, notlardan çok detaylı bir yazı gerek. Özetlemek gerekirse, maç 3-0’ken Topal ve Jailson hala beraberdi. Pozisyonları değişse de elbette etkileri değişmedi.
- Samudio cidden iyi adam. Kontraya yatkın gibi ama kornerde de vurdu kafayı, maç karnesi de 1 gol 1 asist. Okan Buruk’un elinde daha çok istatistik yapar böyle. (En son Chery’i böyle övdüm, sonu benzemesin)
-Aminu, Anadolu takımları için dünyanın en iyi kanat oyuncusu sanırım. Boldrin’i de giderayak iyi monte etti Üzülmez, organizasyon sıkıntısını bir nebze olsun çözmüş görünüyor. 
- Artık Hollandalı hoca gelmemesi için KHK çıkmasını bekliyorum.

BAŞAKŞEHİR - MALATYA


- Sahayı orta yuvarlağın etafından 10’ar metre açıp kesin, Başakşehir 150 puanla falan şampiyon olur. Neyse ki gol atmak için başka şeyler de gerekiyor.
- Maçta Başakşehir’in 6 isabetli şutu var, 3’ü stoperler Epureanu ve Da Costa’dan. Visca dışında hiçbir hücum planı yok sanırım burada. Her maç Sabri – Semih hattına göre plan yapılamaması ne kötü.
- Mina, 6 top çalma ve 12 uzaklaştırma. Tam 1. sınıf Anadolu takımı stoper performansı. Sadık’la beraber Adebayor’u tam da Başakşehir golü atıp baskıyı daim kılmışken oyundan aldırdılar. Rakamlardan öte bir iş.
- Boutaib bu sezon ilk golünü attı. Şu forvet hattıyla en üst ligde oynamak çok değişik bir tecrübe 
olmalı Malatya için. İzleyenler zaten hayatı sorguluyor.

ANKARAGÜCÜ - ANTALYA


- Ankaragücü, geçen haftaki mucize Erzurum maçının diyetini ödedi. Orada hiçbir şey oynamadan kazanmışlardı, bu sefer biraz oynadılar onda da Boffin izin vermedi.
- Antalya 7 maç 13 puan. Bülent Korkmaz’a batık bir kulüp, birkaç atletik oyuncu ve iyi bir kaleci lazımmış demek. İyi iş çıkarıyor sonunda.
- Doukara, Anadolu’dan emekli olur. Seneye bir Bursa yaparsa şaşırmam.
- %37 topla oynama, 6/12 şut ve galibiyet. Bu sezonki kartvizitini masaya bırakıp kazandı Antalya.
- Cerci, bu takımda oyuna 83’te girebiliyorsa ya 20 kg fazlası vardır ya da by-pass ameliyatından yeni çıkmıştır. Acilen forma girmesi lazım, El Kabir’in tek forvet olduğu takımda kendisi su gibi ihtiyaç

8. Hafta'ya bakış


- Cuma günü evdeyseniz üzülmeyin, Kasımpaşa – Göztepe maçı çoğu sulu biralı mekandan daha eğlenceli olur. Kontraya yatkın iki takım, erken golle çok lezzetli maç olur.
- Okan Buruk’a ilk iki rakibin kim olsun deseler aklına gelecekler arasında Fenerbahçe ve Kayseri de kesin olurdu. Yine kapanıp çıkabileceği bir maç, büyük takım galibiyeti sonrası gelen rehavet olmazsa Ertuğrul Sağlam’ın gidişini hazırlayabilirler. Chery’ye karşı Samudio, ikisi de gol atsın
- Cumartesi hava güzel gözüküyor, Bursa – Ankaragücü maçını izlemeniz için bir sebep yok. Erzurum – Alanya’yı da öyle, tam Mesut Bakkal’ın kilitleyip 1-0 alabileceği maç.
- Antalya, Galatasaray’ı yenerse lider. Bülent Korkmaz, Doukara, Boffin, Galatasaray’ın deplasman sendromu, Porto dönüşü, eksikler vs. Burada neler olacağını kestirebilen iyi fal bakıyordur kesin.
Malatya – Sivas = Bursa – Ankaragücü  .
- Akhisar – Trabzon; hangi tandem daha kötü, gözlemlemek için süper fırsat. İkisinde de çabuk çıkabilen adamlar var, savunmalar standart bile oynasa çok eğlenceli olur o maç.
- Beşiktaş, orta yapmayı tam zamanında bıraktı çünkü Konya ligin maç başına en çok hava topu alan ikinci takımı (24.1) Göbekte Selim – Uğur – Ali üçlüsünden ikisi varsa yerden oynamak zaten en mantıklı yol. Doğru planda kayıp yapmaları sürpriz olur.
- Pazar akşamı Kadıköy’den çıkacak skora göre spor kanallarındaki kırmızı bantlı yazıları çok merak ediyorum. Fenerbahçe kazanırsa pansuman olur ama beraberlikte bile kanserli görülen uzuv kesilir muhtemelen. Fenerbahçe ligde şu an top çalma ve top kesme konularında sondan ikinci sırada yer alıyor. Başakşehir’in nispeten az şutlu ama ligin en çok topa sahip olan oyunuyla kondisyonları nereye kadar yeter bilinmez.    

Bu Blogda Ara