9 Haziran 2018 Cumartesi

2018 Dünya Kupası - İngiltere Analizi


“Otuz yıldır alınan yaralar / Asla vazgeçiremez beni hayal kurmaktan..”

İngiltere’nin 1966 Dünya Şampiyonluğu’ndan 30 yıl sonra, evinde düzenlenen EURO 96 finalleri öncesi The Lightning Seeds tarafından bestelenen “Three Lions”ta böyle deniyordu İngiliz Milli Takımı için. Futbolun anavatanı, ‘üzerinde güneşin batmadığı ülke’[1] katıldığı her turnuvanın mutlak favorisiydi ancak o beklenen başarı hiçbir zaman gelmedi. Bu marşın yazıldığı EURO 96’da İngiltere, yakın tarihinin en iyi derecesi olan yarı final elde etti ancak devamı yine başarısızlık oldu. 98’den itibaren Dünya Kupaları’nda ikişer kez çeyrek final, ikişer kez son 16 gördüler ve 2014’te tek puanla grup aşamasında elendiler. ‘Üç Aslan’ yara almada hep istikrarlı oldu.
İngiltere, 2018’e yine harika bir eleme performansıyla geliyor. Slovakya, İskoçya, Slovenya, Litvanya ve Malta’lı grubu sadece 2 beraberlik alarak toplam 26 puanla rahat bir şekilde Rusya yolunu tuttu. Bu elemelerde kadroya 31 oyuncu çağırarak, ufak rötuşlar dışında tamamen kupa provası yaptılar denebilir. Elemeleri rahat geçmelerine rağmen, Dünya Kupası’nda başarısız olabilecekleri parametreleri de net şekilde gösterdiler. Yedikleri 3 gole karşın sadece 18 gol atabildiler ve 5 gollü Kane dışında 3 golü geçen kimseyi bulamadılar. Hatta Lallana ve Sturridge dışında 2 gole ulaşan da olmadı. Elbette elemelerdeki rakipleri doğal savunma takımlarıydı, bu durum sadece 3 gol yemelerini de açıklamaya yardımcı olabilir ama İngiltere’nin net bir üretkenlik sorunu var. Kane’ye duyulan bağımlılık onları tekdüze bir takım yapıyor. Tottenham’ın aksine, burada Kane yavaşlatıldığında çilingir olabilecek Son ve Eriksen yok ve onun dilinden sadece Alli anlayabilir. Orta sahadan topu alıp giden ve serinkanlı oyunuyla rakibi açan Lingard’ı hayal edin. Biliyorum edemediniz, hatta İngilizlere bira tüketimini artıracak senaryo olur bu. Rashford ve Alli’nin sorumluluk alması beklenebilir, yoksa ortalık karanlık görünüyor.

İngilizler, 2010’lara kadar hep ihtişamlı kadrolara sahipti. Neville, Campbell, Ferdinand, Cole, Lampard, Gerrard, Owen, Beckham veya milli takımın en golcüsü Rooney artık yok. Bu isimlerle İngiltere hep bir şeyler vaad eden, oyun aklı yüksek ama saha içinde bütünlüğü olmayan bir görüntüdeydi. Bu nedenle de istenilen başarılar hiçbir zaman gelmedi. (Hayır Frank, 2010’da çizgiyi geçen topuna gol verilse bile bu böyle olacaktı, bunu sen de biliyorsun)[2]

Bu turnuva için açıklanan kadroya bakınca Southgate’nin tercihinin hız, atletizm ve güç üzerine olduğunu görüyoruz ancak işin teknik kısmı soru işareti. Premier Lig’de yıllar sonra sağlıklı bir sezon geçiren Wilshere yerine Henderson – Dier – Lingard’lı bir kurgu tercih edilmesi büyük soru işareti. Sterling , Rashford hatta Vardy, elit rakiplerindeki muadilleri aksine açık alana daha çok ihtiyaç duyan oyuncular ve Alli dışında bu hücum geçişlerinde bağlantıyı kuracak oyuncu yok denebilir. İngilizler için en verimli senaryo, duran top veya şok baskıyla kazanılıp hızlı çıkılan toplarla skor kovalamak gibi gözüküyor.
EURO 2016’da yine son 16’da elenen kadrodan bugün sadece 11 oyuncu kadroda ve örneğin o takımdan hiçbir kaleci bu turnuvaya çağrılmadı. Bir takımın iki turnuva arasında üç kalecisini birden değiştirmesi nadir görülen bir durum. Burada istikrarı sağlayan tek kurum Burnley oldu. 2016’da Tom Heaton’dan sonra 2018’e de Nick Pope’yi gönderiyorlar.

2018 İngiltere’si bu turnuvada iyi savunma yapmak ve duran top kovalamak zorunda. Fakat esas olarak Kane’nin götürdüğü yere gidecekler. Artık ateşli şekilde tartıştıkları ‘Lampard – Gerrard  yan yana oynar mı’ sorusu gibi lükslerden yoksunlar, şaşaalı dönemleri sona erdi ve opsiyonları oldukça kısıtlı. Bugün kimse İngiltere’den dünya şampiyonluğu beklemiyor - üzerlerinde güneşin hala batmadığını düşünen Britanyalılar hariç. Belki de başarılı olmak için beklentiyi düşürmeleri gerekiyordur.

İngiltere, bu şampiyonada G Grubu’nda yer alıyor ve tahminen Belçika’nın ardından ikinci sırada çıkacaklar. Buradaki muhtemel rakipleri Kolombiya gibi gözüküyor ve bu da onlar için yeni bir son 16’da veda anlamına gelebilir. Şartlar değişir, Kolombiya dışında Polonya – Senegal – Japonya üçlüsünden birine denk gelirlerse çeyrek finalde Belçika tarafından Britanya’ya geri gönderileceklerdir. Her halükarda en üst seviyeler İngiltere için mümkün görünmüyor ve yakın gelecekte bunun değişeceğine dair bir emare de bulunmuyor.

Olası bir sürprizde Southgate’e Sir unvanı, güzel bir şato ve gökyüzü vaat edilebilir. Ancak 1966’dan beri süregelen yaraların 52 yıla çıkması çok daha olası gözüküyor.

İngiltere'nin 2018 Dünya Kupası Kadrosu:

Kaleciler

Jack Butland - Stoke City
Jordan Pickford - Everton
Nick Pope - Burnley

Defans

Kyle Walker - Manchester City
John Stones - Manchester City
Gary Cahill - Chelsea
Danny Rose - Tottenham
Kieran Trippier - Tottenham
Phil Jones - Manchester United
Harry Maguire - Leicester City
Trent Alexander - Arnold - Liverpool

Orta Saha

Jordan Henderson - Liverpool
Dele Alli - Tottenham
Eric Dier - Tottenham
Raheem Sterling - Manchester City
Jesse Lingard - Manchester United
Fabian Delph - Manchester City
Ashley Young - Manchester United
Ruben Loftus Cheek  - Crystal Palace

Forvet

Marcus Rashford - Manchester United
Harry Kane - Tottenham
Jamie Vardy - Leicester City
Danny Welbeck - Arsenal





[1] 19.yüzyılda Britanya’dan başlayıp Mısır, Hindistan ve Güney Afrika’yı kapsayan ve Avustralya’ya kadar uzanan İngiliz İmparatorluğu için kullanılan tabir.
[2] 2010 Dünya Kupası son 16 turu Almanya-İngiltere maçı 2-1 Almanya üstünlüğüyle devam ederken, ilk yarının sonlarına doğru Lampard’ın şutu üst direğe çarpıp çizgiyi geçmiş ancak gol geçerli sayılmamıştı. Bu durumun yankıları uzun süre devam etti.

Bu Blogda Ara