28 Eylül 2018 Cuma

Kilidi Sette de Açabilmeli


                          

       3-0’lık Akhisar bozgunundan sonra iç sahada lig sonuncusuyla oynamak, Galatasaray için en uygun senaryo gibiydi. Filmi zor da olsa hafif mutlu sonla bitirdiler.
      
        Aslında maç, Galatasaray için bütün dertleri halı altına süpürecek bir kurguyla başlamanın eşiğindeydi ancak Maicon 40. saniyede direğe takıldı. Ligde 1-0’dan sonrasını en iyi oynayan takım için bütün bir maçı önde götürmek, ligin en zayıf takımına karşı tarihi bir farkı da getirebilirdi. Bu, madalyonun aydınlık yanı; işin bir de karanlık yanı var.
       
         Eren as forvet olduğundan beri Galatasaray rakibi set oyununda açamıyor. Bu sezon kazanılan Ankaragücü, Alanya, Kasımpaşa maçlarında da ilk golü duran toplardan bulmuştu ev sahibi. Ligde akan oyundaki tek ilk gol, Göztepe maçında Onyekuru’nun kontrasıydı. Bu durum tesadüf değil. Kenar oyuncuları içeri girip pozisyona giriyor, Ndiaye ve Emre geriden destek veriyor ama önde stoperleri gerçekten bozacak, pozisyonlarını yeterince kaybettirecek bir forvetin eksikliği çok net. Erzurum gibi kalite eksikliğinin bağırdığı bir takıma bile dengeyi bozamadılar, bu hiç iyi sinyal değil. Garry, Henry hatta Ndiaye boş alana ihtiyaç duyuyor, alan için de Galatasaray’a ilk gol lazım. Kornerler her zaman imdada yetişmeyebilir.
        
           Emre sakatlanıp çıkınca geçen yıl şampiyon olunan Donk - Fernando emniyet kemerine dönüldü, fiziksel seviye arttı, Badou daha öne gitti. Önünde Sinan yerine Feghouli’yi gören Mariano da futbola dönünce baskı daha uzun soluklu oldu. Donk - Fernando’da alışılan donukluk, Donk’un daha öne oynamasıyla belli oranda aşıldı. Tempo ve pas hızının artmasıyla birlikte oyun iyice Erzurum sahasına yıkılmışken de Maicon kornerde çok zor açıdan golü yaptı. İzlendiği kadar kolay bir gol olmadığı kesin. Sonrasında Erzurum’un net tehlike olmasa da ‘acaba mı’ dedirten girişimleri oldu, onları da Serdar Aziz bitirdi.
       
           Porto öncesi olabilecek en iyi fikstürün avantajı kullanıldı. Rotasyonda Ömer ve Feghouli sırıtmadı, ligde yine kullanılırlar. Yalnız Rodrigues’te değişik bir ruh hali var, post-Yasin Öztekin sendromuna girmiş gibi. Sonu benzemesin.


           Alper Ulusoy, 2 metre önünde Rodrigues'in çekilerek indirilmesine devam dedi, bunu VAR'da izlemeye de gerek duymadı. Önceden hakemlerin hata yapmışlardır denilen kararlarının aslında hata değil, ego veya kasıttan olduğunu kamuoyu artık anlamıştır sanırım. Dünya Kupası'nda %99 isabetle uygulanan VAR, Türk hakemlerinin egosu ve futbolu bilmemesi yüzünden figürandan öteye geçemiyor. Yapılan yatırımlara yazık.
      
           Çarşamba günü Ndiaye de yokken Donk - Fernando’nun oyunu dondurmasına ve Linnes, Nagatomo, Onyekuru ve aklı yerinde Rodrigues’in hızına ihtiyaç var. Savunmaya yardımı ihmal etmeyen Henry ve Linnes sağ kanadı, Porto’nun en güçlü yanı olan sol kenarına karşı ideal ikili gibi. Beraberlik makul, galibiyet şahane olur ama en önemlisi ‘deplasman fobisi’ denen illüzyonun etkisine kapılmamak. O zaman yenilgi bile olsa daha sağlıklı açıklanabilir.

3 Eylül 2018 Pazartesi

Süper Lig İlk 4 Hafta Notları


                                                  
                                                            'Ben bu ligi yerim'


KASIMPAŞA

- Kasımpaşa, ligde 4 maçta 12 puan ve lider. Kemal Özdeş, 2016 sonbaharında Rıza Çalımbay’dan aldığı ve herkesin ‘düşer’ dediği takımı inanılmaz geliştirdi.
- Diagne’yi Üç Büyükler’den biri bulsa, ‘yeni Porto’ manşetleri atılırdı. 4 maç 6 gol. Trezeguet'le birlikte bir Anadolu takımı için büyük lüksler.
- Topa sadece %44 oranında sahipler ama oyunu çirkinleştirmiyorlar. 4 maçta gördükleri sarı kart da sadece 5.
- Yine 4 maçın 3’ünde gol yediler ama bunu çevirecek hücum potansiyeli olduğunu çok net gördük. Kenarlardan acayip geliyorlar.
- Özgür Çek, 4 asistle şu an ligin asist lideri. Böyle yerli oyuncu katkısı artık çok az bulunuyor azizim.
- Milli aradan sonraki Seyrantepe deplasmanı, haftanın en ilgi çekici maçı olacak. Yine Maicon - Ahmet Çalık olursa, Diagne 1 gol 1 asist diyorum ben.

GALATASARAY

- İyi bir giriş, görkemli bir gelişme ve bir anda çakılma. Galatasaray bu üç olayı 4 haftaya sığdırmayı başardı.
- Gomis'ten sonra forvet alınmaması çok iş açacak başlarına. Bunun ilk örneğini Trabzon'da gördük. Gerçi orada forvetten bağımsız bir çöküş vardı ya neyse. İkinci bir 6 Kasım'ın eşiğinden döndüler.
- Belhanda afedersin ama sen cins misin? Takım 2-0 mağlup, Trabzon baskı yapıyor, bu arkadaş da çat diye kırmızıyı görüp sırıtarak çıkıyor. Hakikaten problemleri var. 2023'e kadar kenarda otursun.
- Forlan'ın müridi olduk, cillop gibi grup dedik ama bir günde işler tersine döndü. Bu kadar uçlarda yaşayıp şampiyon falan olmak büyük olay.
- Yeni forvet hayırlı olsun, Onyekuru'yu bol bol ileride görürüz artık. Eren varken de en büyük gol tehlikeleri ondan geliyor zaten. En azından Feghouli'ye falan yer açılır.
- "Garry Rodrigues, acil servisten bekleniyorsunuz. Acil!"
- Fernando - Badou - Emre orta sahası, bu üçlüden biri ölmediği sürece bozulmaz artık. Donk ve Selçuk da ligde bazen ikame eder. 
- "Maicon - Ahmet Çalık ikilisini görünce dehşete kapılıyorum." Kulübede Daum olsa böyle derdi kesin. Serdar Aziz, vital bulguları stabil olduğu sürece 11 çıkar.
- Porto, Schalke ve Lokomotiv grubu çok cins oldu. Tam Hamza Hamzaoğlu dengesinde, mesela Schalke Porto'yu Moskova'da yenebilir. Şaşırtmaz.
- Takımın hızının artırılması lazım. Garry - Henry - Badou - Yuto hatta bunlara Linnes'i, çok zorlarsan Feghouli'yi de eklersen acayip seri takım olabilir. Tabi o ilk golü kim atacak, orası muamma.
- Lige verilen ara, en çok Galatasaray'ın işine gelecek. Şimdi sakinleşme fırsatları var ama dönüşte Kasımpaşa ve Lokomotiv maçları kazanılamazsa sıkıntı büyür. 

 BAŞAKŞEHİR

-Topa sahip olmayı seviyor. Takımın yaş ortalamasına uygun olarak rakip kovalamayı değil, topu korumayı seçiyorlar. %85 pas oranıyla ligin en iyisi. Pasların sadece %3'ünde orta yapılıyor. Topa koruyucu aile oluyolar resmen.
-Kenarların hücumdaki oranı %76. Ortayı topun yönünü değiştirmek için kullanıyorlar. Visca gerçekten özel adam. 4 maçta 1 gol 1 asist yaptı ama lig sonu double-double gelir yine. Sahadaki etkisi rakamlardan daha fazla.
-Antalya maçında denge kaosa karşı olacak. Bu sebeple bile izlenebilir o maç. Ayrıca Jojic nerede?

 KAYSERİSPOR

- 2017 devre arasından beri yaptıkları transferler muazzam. Geçen sezon Sumudica'nın kurduğu defans stabil. Ortaya Mensah, kenara yapılan Bilal hamleleri tam isabet. Önde de Umut olunca acayip diri takım oluyorlar.
- Chery acayip adam. Baya genç duruyor ama 30 yaşında olduğunu öğrenince bi şaşırıyor insan. Şu an 2 golde, ligdeki savunmaları da düşünürsek 15 golü bulmaması için bir sebep yok gibi.
- 4 maçta sadece 5 gol attılar ama ilk gollerini bu hafta yediler. Kadıköy'de 2 kere geriden gelip kazanmaları da sertliklerini bariz gösterdi. O statta üç sezondur 3 gol bulmaları çok acayip. Kadir Has'ta bu kadar rahat olmayabilirler.
- Varela ve Deniz birer asist yapmış sadece. Onların vites artırmasıyla Kayseri bu sezon Avrupa'yı zorlar. Tabi geçen sezonun ikinci yarısındaki saçma düşüş tekrarlamazsa.  

KONYASPOR

- 4 maç 8 gol. Alışıldık Konya imajının dışında rakamlar bunlar. Gerçi ilk iki maç 3'er tane attıktan sonra biraz duruldular.
- Yatabare 32 yaşında o fizikle çok ağır sakatlıktan döndü ve ilk 4 hafta rakamları 2 gol, 2 asist. En uçta Jahovic olabilir ama topu oraya götürüp bitirmede en etkili adam Mustapha şu an.
- Skubic şu ana kadar gol-asist üretemedi. O tekrar işe dönmezse Konya'nın tıkanması an meselesi. Rakiplerin Yatabare'yi sıkıştırması yakındır.
- Selim - Ali - Demirok stoper hattıyla ligi götürmek zor. Yenen 6 golün 4'ü duran toptan. Bir de maç başına ligde en çok hava topu alan (24.8) takım Konya. Bir de bu düşük olsa ne olacaktı kimbilir. Serkan yine ekstra bir sezon geçirmek zorunda.

TRABZONSPOR

- Her maçı içeride Galatasaray'la oynasalar şampiyon olabilirler. O maçlarda hırs ve istek dozajı atmosferden taşıyor. Milli ara olmasa o efor sonrası Alanya'da kazanamazlar derdim.
- Nwakaeme, Trabzon'un yeni Yattara'sı sanırım. Hızlı, güçlü ve pozisyon da bitirebiliyor. İstikrar sağlarsa büyük kazanç.
- Kucka - Sosa - Yusuf - Onazi orta sahası doğru kullanılırsa büyük imkan. Abdülkadir ve Anthony de skor yapabiliyor. Rodallega ne kadar destek alırsa o kadar yukarıda kalacaklar. Burak'ın dönüşünü yönetebilecekler mi merak ediyorum.
- Defans hattı büyük sorun. Galatasaray maçını saymazsak 3 maçta yenen 5 gol var. Zargo - Hosseini - Akbaş, yukarılar için yetersiz bir hat. Trabzon bu sene attığı kadar şanslı olacak.
- Milli aradan sonra dışarda Alanya, içerde Göztepe maçları var. Ligin en sorunlu iki takımını yenerse ciddi özgüven olur. Yoksa geçen sezonun tekrarını izleriz.

BEŞİKTAŞ

- Hakikaten Ljajic mi geldi? FIFA Ultimate oynayanlar gururlu, gözlerde iki damla yaş. Inter, Roma ve Torino etiketli adamı bu rakamlara getirmek büyük iş. Atar, attırır, zevk verir. Tabi doğru kullanılırsa.
- Beşiktaş maç başı 36 orta yapıyor. İkinci Erzurum'dan 10 fazla bu rakam. Hakikaten bu kadar tekdüze hücum edilmez. Tamam yandan çok etkili kesen adamlar var ama onlara topu demarkeyken vermezsen ortalardan istenen verimi alamazsın. Üstelik bu sefer içerde sihir yapan Talisca da yok.
- Vodafone'daki ilk yenilgi geldi. Bu durum yenilgisizlik baskısını götürmüştür artık. Yalnız o Antalya maçında tempo yerine acayip bi telaş, panik ve stres vardı. O yaş ortalamasında o tecrübede bir takım için çok şaşırtıcı olay.
- Gökhan,Pepe, Vida, Caner, Adriano, Medel, Tolgay, Oğuzhan, Quaresma, Babel ve Negredo'nun yaş ortalaması 31.4. Tolgay ve Oğuzhan'ı çıkarınca rakam daha da büyüyor. 2007 Milan'a özenilmiş gibi ama hatırlatalım, orada Kaka ve Pirlo gibi büyücüler daha genç sayılırdı. Ljajic cidden çok lazımmış buraya.
- Milli ara dönüşü içerde Malatya ve Sarpsborg maçlarında kayıp olmaz muhtemelen. Ama Ljajic girmesine rağmen 'orta-kafa-gol' oyunu devam ederse değil Ljajic Adem, Hz. Adem bile gelse kurtaramaz gibi.
-Karius iyi kaleci.

  MALATYASPOR

- Deplasmanda Göztepe ve içerde Fener galibiyetleri, sonra Kayseri beraberliği ve son maç içerde Konya mağlubiyeti. Malatya'nın ibresi tam aşağıyı gösteriyordu ki milli ara geldi. Zamanlama süper.
- Boutaib - Adem Büyük ikilisi, 4 maç 0 gol - 0 asist. Forveti böyle devam eden takım ligde kalamaz. Sertlik, savunma ve kontra atak bi yere kadar. Geçen seneki Aytaç-Azubuike-Murat üçlüsünü arayacaklar.
- Aleksic'i iyi bulmuşlar yalnız. Malatya için şu an kayısı kadar önemli. Onun 2 gol 1 asistlik desteği olmasa Erzurum'dan pek farkları kalmayacaktı.
- Aradan sonra Beşiktaş'a gidiyorlar. Sadık şimdiden yan ortalara kafa vurmaya başlasın.

ANTALYASPOR

- Sahi bi Dream Team (Nasri - Menez - Eto'o) vardı noldu ona? Ali Şafak Öztürk'ün PES oynar gibi takılıp bıraktığı enkazda boğuşuyorlar hala. Oradan kalan birkaç elle tutulur adam var neyseki.
- Beşiktaş'ı Vodafone'da ilk kez yenen onlar oldu. Bülent Korkmaz takımları genelde sıkıcıdır, bu sezon rollercoaster tadında maçları oluyor hocanın. Malzemeye göre oyun oynatıyor sonunda.
- Doukara kariyerinin sonuna kadar bu ligde ekmek yer. Anadolu takımı forvetini çiz deseler kendisi çıkar. Osmanlı geçen sene onu nasıl bıraktı hala anlamadım. Gerçi sonunda onlar düştü, Antalya kaldı. Çok da düşünmemek lazım.
- Celutska, Diego, Özmert, Yekta gibi veteranların yanına Doğukan, Bahadır, Harun gibi gençler geldi. Kulüpler krize girmeden böyle hamleler yapsa zaten krize girmeyecekler. 
- Konya'yı geriden gelip yakaladılar, Rize'yi 10 kişiyle uzatmalarda iki tane atıp yendiler. Antalya taraftarı bu sene tansiyon hastası olmazsa iyidir.
- Milli maçlardan sonra %56'yla topa sahip olan Başakşehir'e gidiyorlar. Antalya %43'le bu alanda lig sonuncusu. Orada da 'Chaos is a ladder' [1] taktiği tutar mı merak ediyorum.

ANKARAGÜCÜ

- Yabancı sınırı istedikten sonra Cerci, Heurtaux ve Dje Dje'yi transfer etti Ankaragücü. Üstelik ligde sınır 14'ken kadrosundaki toplam yabancı sayısı 15. Biraz omurga fena olmazdı.
- Lige yeni çıkan takımların izinden gidip, tecrübeli oyunculara yöneldiler. Doğru isimlerle kabul edilebilir bir politika bu. Bifouma - Mokhtar - El Kabir'le çok hızlı çıkma şansları var.
- 4 haftada 6 golün tamamı farklı oyunculardan geldi. Skorun yayılması güzel ama işler sıkışınca sorumluluk alacak biri gerekecek. El Kabir'e ne kadar güvenilir kestirmek zor. Cerci'nin form tutması lazım.
- Ara dönüşü içerde Selezynov'suz Akhisar ve  dışarda Erzurum maçları var. Bu sekansı kayıpsız geçmeleri lazım, sezon sonu çok lazım olur bu 6 puan.
- Ayrıca yabancı sayısı tamamen sınırsız olsun.

SİVASSPOR

- Sivas şu an ligde maç başı en çok topla oynayan dördüncü (%55), en çok şut çeken ikinci (17.8) takım. Buna rağmen sadece 3 gol attılar ve bu rakam sizi ligin en kötü 5 takımından biri yapıyor. Kone - Robinho orada mı? Üretemezseniz tepetaklak gidersiniz. İnanmayan dolar fiyatına baksın.
- Emre Kılınç geçen sezon 2 gol 6 asist yapmıştı. Bu sene iki kategoride de çift hanelere çıkmazsa Sivas'ın işi zor. Emre'nin üretimine feci halde ihtiyaç var. Bunu yaparsa zaten sene sonu İstanbul'a gelir. Hazır yabancı sınırı da diriliyor.
- Uğur Çiftçi'nin bekten sol stopere devşirilmesi ilginç. Tamer Tuna, daha ayağa oynayarak çıkan takım istiyor ama o malzemeyle zor. Geriden destek olabilecek Hakan Arslan da varken direkt oyuna dönmek daha mantıklı gibi. Eldeki malzeme buna daha uygun.
- Dönüşte içerdeki Erzurum maçını almaları lazım. Sonraki hafta Bülent hocamın Antalya deplasmanında işleri zor çünkü.

BURSASPOR

- Kenny Miller - Seba Pinto - Fernandao derken Bursa'da bir forvet kültürü oluşuyor gibiydi. Sonra Stancu gelince küme düşmenin eşiğinden falan döndüler. Neyseki şimdi Sakho geldi, bel sakatlığı nüksetmezse Bursa'yı ligde götürür.
- Geçen sene Le Guen gelince takım sertleşir gibi olmuştu ama üretemiyordu. Şimdi daha dengeli gibiler ama yine üretemiyorlar. 4 maç 3 gol. Badji - Aytaç - Saivet'le orta tamam gibi. Arkada da Chedjou sağlamsa geride oynayan takımlar için süperstardır. Faydasını görürler.
- Furkan Soyalp'i bu sene çok konuşabiliriz. Bursa bu kısırlığı aşacaksa, bunda 95 doğumlu oyuncunun da etkisi olacak. Gerçi Avrupa'da 23 yaşındaki oyuncular artık tecrübeli sınıfına giriyor ya neyse. Onu oynatmayanlar da var.
- Samet Aybaba, Bursa için şans. Özlüce'den yeni yetenekler çıktıkça Aybaba onlara formayı verir. Şimdiden Okan, Barış, Furkan, Ertuğrul ciddi süreler alıyor. Emre Taşdemir'in de tekrar sıçrama yapması için uygun bir yıl. Ben onun yerinde olsam Behich de gitmişken sol beke asılırdım.
- 3 maçlık beraberlik serisinden sonra artık kazanmaları lazım. Başakşehir öncesi Rize deplasmanında kazanmaları lazım. Sürpriz için ideal bir yer.

FENERBAHÇE

- 11 yeni transfer. 5 kaleci, 3 stoper, 3 forvet, sıkıntılı ikişer bek, üretemeyen kanatlar ve yaklaşık bir düzine orta saha oyuncusu. Bu kadroyu dizayn edenin ne düşündüğünü merak ediyorum. Tek elle tutulur taraf, yeni gelenlerin mevcut kadroya göre düşük olan yaşları.
- Mehmet Topal bu takımdan hayatta kesilmez. O veya Jailson garanti ama ikisi birden de fazla olur.  Reyes ön libero çıktı, Kayseri orta sahayı piknik rahatlığında geçti. Orada Roman bile fark ederdi ama Cocu tandemi bozmim dedi sanırım. Sonunda bütün takım bozuldu ya neyse.
- Fenerbahçe bu sezon bütün resmi maçlarda gol yedi. Ligde en çok topla oynayan ikinci takım (%57.4) ama toplam 4 gol var. Yani savunman ve hücumun aynı anda verimsiz. Topla oynamak dışında da şeyler var futbolda.
- Milli maç arasında Cocu kadroyu daraltıp ilk 11'i, hatta ilk 15-16'yı bulmak zorunda. Mevkiler şişti, ilk tercihler belli olsun ki şablonlar belirlensin. Yoksa fena malzeme yok ellerinde.
- Benzia'yı özel izlemek lazım. 23 yaşında Lille'den Türkiye'ye geliyor, yeteneklerini kullanırsa keyif verir. Slimani de fiziğiyle bu sene çok iş görür. Ne kadar besleneceği önemli nokta.
- Mehmet Ekici'ye yeni ayak mı takıldı? Temposunu bulmak için zorluyor, zorladıkça sakatlanıp tempo kaybediyor. Bir kısır döngüye saplanmış durumda. Sağlam olsa 8 numarada elini rahatlatırdı Cocu'nun.
- Topal (Jailson) - Elif - Benzia'nın önüne Ayew - Slimani - Barış en makul diziliş gibi duruyor. Ama Josef ve Giuliano'yu bir yerde arayacaklar, özellikle sert deplasmanlarda.
- Valbuena'ya hala yer bulunamadı. Aykut Kocaman maçları izlerken tebessüm ediyor mudur?
- 3 maçta 0 puan çok acayip. Konya ve Zagreb deplasmanları işin gidişatını belirler. Beşiktaş ve Galatasaray da bir daha aynı haftada zor puan bırakır.

GÖZTEPE

- Ligin atletik kapasitesi en yüksek takımlarından birisi Göztepe ama 4 maç 3 mağlubiyet, tek galibiyet de ilginçtir Fenerbahçe'ye karşı.
- Gassama, Traore, Poko, Halil, Yasin, Ghilas hatta Kadah. Tamam atletizm önemli de organizasyonu kim yapacak? Borges - Castro ikilisi hayati önemdeler. Biraz daha form tutamazlarsa işler çok karışır orda.
- Malatya maçında Sadık'ın kendi kalesine attığını saymazsak, Göztepe oyuncularının 4 maçta attığı gol sadece "1". O tek gol de Halil'in Fener maçında 35 metreden vurduğu top zaten. Bu kadar kısırlığı bu lig kaldırmaz.
- Ghilas - Deniz Kadah forvet hattıyla bir takımın kapanan bir rakibi açması imkansıza yakın. Bayram Bektaş en iyisi sabah akşam duran top idmanı yaptırsın. Başka türlü açamazlar rakibi.
- Lige çıktıkları sezon bir devre Jahovic, bir devre Demba Ba izleyen taraftarlar şimdi ne düşünüyor acaba?
- Dönüşte de içerde Kayseri maçı var. Kana Bıyık - Sapunaru duvarına karşı Deniz Kadah - Yasin Öztekin. Bilemiyorum Altan.

ALANYASPOR

- 2018 yılında forvetinizde Bobo mu var gerçekten? Hadi Djalma'yı anlarım, bu ligde her zaman ekmek yer ama forvet tercihi artık ligi nerede bitirdiğinizi belli ediyor. Ağır fail oldu burada Alanya.
- 4 maçta atılan gol 1, yenen gol 9. Onu da ön libero Maniatis attı zaten. Hadi Galatasaray istisnaydı diyelim(6-0), bu takım üretemiyor ki. Geçtiğimiz iki sezon Akbaba - Love ekseninde ve Jr. Fernandes'in katkısıyla çok eğlenceli geçiyordu Alanya maçları. Şimdi en ufak ışık yok.
- Alanya topla oynayamıyor. Topla oynama (%46.7) ve isabetli oynama (%74.1) konularında ligde sondan üçüncüler. İyi de bari kontraya çıkın. Atın Djalma ve Villafanez'e koşsunlar. Efecan'ı da göbekte kullanmak iyi seçenek olabilir. En azından atağa daha seri çıkarsın.
- Papiss Cisse umarım sağlamdır. Anadolu takımları için ideal bi yaşta (33) geldi. Alanya'da ikinci Love olur mu bilinmez, onu da Jr. Fernandes'in nasıl döneceği belirleyecek.
- İlk maç içerde Trabzon'la. Hosseini - Toure (Akbaş) tandemine de kontra yapamazlarsa geçmiş olsun.

RİZESPOR

- İlk maç Kasımpaşa'ya 2-0'dan 3-2, bu hafta da Antalya'da 1-0'dan 2-1 maç verdiler. İbrahim Üzülmez'i resmi olarak da 'deli' çıkaracaklar sanırım.
- Gökhan, Mehmet, Saadane, Robin, Samudio ve Muriqi geçen seneden kalma. İskeleti tamamen bozmamak güzel ama yeni yapı soru işareti. Umar - Musa ikilisi iyi parçalar aslında.
- Rize topla oynuyor (%52.5), şut çekiyor (12.5) ama attığı gol sadece 4. İnanılmaz pozisyonları harcıyorlar, bu bonkörlük size ceza olarak döner. Şimdiden 2 maçı verdiler böyle. Bu gidişle daha da verirler.
- Samudio iyi adam. Rize sene sonu nerde olur bilmiyorum ama Samudio bi süre daha ligde gözükür. Ceza sahasına girişi, rakibi zorlaması ve seriliği burda hep iş yapar. Hele kontraya yatkınsanız.
- Boldrin'i Kayseri'den almak fena hamle değil. Üzülmez, 10 numara istiyordu, Boldrin belli anlamda katkı verebilir bu konuda. Ama son vuruş yüzdesini artırmaları lazım, yoksa işleri zor.
- Dönüşte Bursa'yı yenemezlerse Üzülmez'in işi bırakması sürpriz olmaz.

AKHİSARSPOR

- Tam rehabilitasyon merkezi gibi takım. Ömer, Muğdat ve Soner aynı yaz İstanbul'a gitti. Yalnız yapı bozulmuş durumda, Seleznyov'un sırtında nereye kadar gidecekler belirsiz.
- Okan Buruk, defansif kanat/ofansif bek karışımını iyi yapmıştı. Bu sene Lopes sakatlanana kadar Vrsajevic'le iki sağ bek arkalı önlü oynarken şimdi buraya Güray geldi. Yetmez ama evet.
- Seleznyov olmayınca Manu forvete geçiyor ama o zaman etkinliği azalıyor. Seleznyov rakip savunmayla ara sıra boğuşup rahatlatıyordu takımı. Skoru bulamadığı her maç sıkıntı çekerler.
- Regattin fena ekleme değil. Aslında ileride Regattin - Larsson - Manu üçlüsü alternatif plan olabilir. Gerçi Soner'in ikamesi olan Josue bu hattı ne kadar besler, orası soru işareti.
- Caner - Yumlu stoper hattıyla bu kadar sene ligde kalmak, hatta kupalar almak büyük iş. Ama lig artık daha zor, devre arası buraya ekleme yapması lazım Akhisar'ın. 4 maç 7 gol kötü rakam.
- UEFA'daki rakipleri Krasnodar, Sevilla, Liege oldu. Sert takım da var, teknik takım da, ikisinden azar azar karışım olan da. Geçen iki sene Osmanlı ve Konya'nın yaşadığı sıkıntıları bu sene de Akhisar yaşar büyük ihtimal. Kadro çok dar.
- 4 maç 2 puan sıkıntı. Dönüşte Krasnodar öncesi Ankaragücü deplasmanı da kaybedilirse ipin ucu toparlanmaz. UEFA'ya kalmaktan kaçar yakın zamanda Anadolu takımları.

ERZURUMSPOR

- Gerçekten çok zayıf takım. Diğer 17 takım için de belli şeyler söylenir, ümit veren taraflar var ama Erzurum için maalesef. Daha çok erken ama pek ışık yok.
- Kadronun en iyisi Emrah Başsan. Tamam uğraşıyor, sorumluluk alıyor ama yetmez ki. O yüzden 4 maçta 1 puanla sonuncular şu an.
- Egemen Korkmaz 35'inde sahalara döndü. Aslında bunu gördükten sonra Emre Aşık'ın falan da dönmesini beklerdim. Şansları aynı gibiydi o sakatlıklardan sonra.  
- Erzurum'un pas yüzdesi %72.2. Feldkamp, Galatasaray'ın başındayken 'keşke takımımda 11 tane Servet olsa' demişti. Erzurum bunu başarmış gözüküyor.              
- Alınan yabancılar, kurulan kadro hiç ışık vermiyor. Bir an önce havalar soğuyup iklim hayattan bezdirecek kadar sertleşmeli Erzurum'da. En büyük avantajları bu olur.
- Kışın karlı zeminde turuncu topla gol atsınlar bol bol. Erzurum lige çıkınca bu görüntüyü hatırladım direkt.
- Mehmet Altıparmak'ın hakkını yemeyelim, katı oynatmıyor, hatta becerikli olsalar Beşiktaş'ı baya değişik yeneceklerdi. Ama takımlar oturup lig sıkılaşınca özellikle deplasmanda puan almaları çok ama çok zor.
- Milli aradan sonra Sivas'a gidiyorlar. Bu mevsimde Sivas'ın soğuğundan kaçmaya tek sevinmeyecek takım olabilirler.







[1] Game of Thrones dizisindeki fırsatçı ve işbirlikçi hain ‘Littlefinger’ın unutulmaz repliği. Kaos bir merdivendir, çıkmasını bilmeli der özetle.

9 Haziran 2018 Cumartesi

2018 Dünya Kupası - İngiltere Analizi


“Otuz yıldır alınan yaralar / Asla vazgeçiremez beni hayal kurmaktan..”

İngiltere’nin 1966 Dünya Şampiyonluğu’ndan 30 yıl sonra, evinde düzenlenen EURO 96 finalleri öncesi The Lightning Seeds tarafından bestelenen “Three Lions”ta böyle deniyordu İngiliz Milli Takımı için. Futbolun anavatanı, ‘üzerinde güneşin batmadığı ülke’[1] katıldığı her turnuvanın mutlak favorisiydi ancak o beklenen başarı hiçbir zaman gelmedi. Bu marşın yazıldığı EURO 96’da İngiltere, yakın tarihinin en iyi derecesi olan yarı final elde etti ancak devamı yine başarısızlık oldu. 98’den itibaren Dünya Kupaları’nda ikişer kez çeyrek final, ikişer kez son 16 gördüler ve 2014’te tek puanla grup aşamasında elendiler. ‘Üç Aslan’ yara almada hep istikrarlı oldu.
İngiltere, 2018’e yine harika bir eleme performansıyla geliyor. Slovakya, İskoçya, Slovenya, Litvanya ve Malta’lı grubu sadece 2 beraberlik alarak toplam 26 puanla rahat bir şekilde Rusya yolunu tuttu. Bu elemelerde kadroya 31 oyuncu çağırarak, ufak rötuşlar dışında tamamen kupa provası yaptılar denebilir. Elemeleri rahat geçmelerine rağmen, Dünya Kupası’nda başarısız olabilecekleri parametreleri de net şekilde gösterdiler. Yedikleri 3 gole karşın sadece 18 gol atabildiler ve 5 gollü Kane dışında 3 golü geçen kimseyi bulamadılar. Hatta Lallana ve Sturridge dışında 2 gole ulaşan da olmadı. Elbette elemelerdeki rakipleri doğal savunma takımlarıydı, bu durum sadece 3 gol yemelerini de açıklamaya yardımcı olabilir ama İngiltere’nin net bir üretkenlik sorunu var. Kane’ye duyulan bağımlılık onları tekdüze bir takım yapıyor. Tottenham’ın aksine, burada Kane yavaşlatıldığında çilingir olabilecek Son ve Eriksen yok ve onun dilinden sadece Alli anlayabilir. Orta sahadan topu alıp giden ve serinkanlı oyunuyla rakibi açan Lingard’ı hayal edin. Biliyorum edemediniz, hatta İngilizlere bira tüketimini artıracak senaryo olur bu. Rashford ve Alli’nin sorumluluk alması beklenebilir, yoksa ortalık karanlık görünüyor.

İngilizler, 2010’lara kadar hep ihtişamlı kadrolara sahipti. Neville, Campbell, Ferdinand, Cole, Lampard, Gerrard, Owen, Beckham veya milli takımın en golcüsü Rooney artık yok. Bu isimlerle İngiltere hep bir şeyler vaad eden, oyun aklı yüksek ama saha içinde bütünlüğü olmayan bir görüntüdeydi. Bu nedenle de istenilen başarılar hiçbir zaman gelmedi. (Hayır Frank, 2010’da çizgiyi geçen topuna gol verilse bile bu böyle olacaktı, bunu sen de biliyorsun)[2]

Bu turnuva için açıklanan kadroya bakınca Southgate’nin tercihinin hız, atletizm ve güç üzerine olduğunu görüyoruz ancak işin teknik kısmı soru işareti. Premier Lig’de yıllar sonra sağlıklı bir sezon geçiren Wilshere yerine Henderson – Dier – Lingard’lı bir kurgu tercih edilmesi büyük soru işareti. Sterling , Rashford hatta Vardy, elit rakiplerindeki muadilleri aksine açık alana daha çok ihtiyaç duyan oyuncular ve Alli dışında bu hücum geçişlerinde bağlantıyı kuracak oyuncu yok denebilir. İngilizler için en verimli senaryo, duran top veya şok baskıyla kazanılıp hızlı çıkılan toplarla skor kovalamak gibi gözüküyor.
EURO 2016’da yine son 16’da elenen kadrodan bugün sadece 11 oyuncu kadroda ve örneğin o takımdan hiçbir kaleci bu turnuvaya çağrılmadı. Bir takımın iki turnuva arasında üç kalecisini birden değiştirmesi nadir görülen bir durum. Burada istikrarı sağlayan tek kurum Burnley oldu. 2016’da Tom Heaton’dan sonra 2018’e de Nick Pope’yi gönderiyorlar.

2018 İngiltere’si bu turnuvada iyi savunma yapmak ve duran top kovalamak zorunda. Fakat esas olarak Kane’nin götürdüğü yere gidecekler. Artık ateşli şekilde tartıştıkları ‘Lampard – Gerrard  yan yana oynar mı’ sorusu gibi lükslerden yoksunlar, şaşaalı dönemleri sona erdi ve opsiyonları oldukça kısıtlı. Bugün kimse İngiltere’den dünya şampiyonluğu beklemiyor - üzerlerinde güneşin hala batmadığını düşünen Britanyalılar hariç. Belki de başarılı olmak için beklentiyi düşürmeleri gerekiyordur.

İngiltere, bu şampiyonada G Grubu’nda yer alıyor ve tahminen Belçika’nın ardından ikinci sırada çıkacaklar. Buradaki muhtemel rakipleri Kolombiya gibi gözüküyor ve bu da onlar için yeni bir son 16’da veda anlamına gelebilir. Şartlar değişir, Kolombiya dışında Polonya – Senegal – Japonya üçlüsünden birine denk gelirlerse çeyrek finalde Belçika tarafından Britanya’ya geri gönderileceklerdir. Her halükarda en üst seviyeler İngiltere için mümkün görünmüyor ve yakın gelecekte bunun değişeceğine dair bir emare de bulunmuyor.

Olası bir sürprizde Southgate’e Sir unvanı, güzel bir şato ve gökyüzü vaat edilebilir. Ancak 1966’dan beri süregelen yaraların 52 yıla çıkması çok daha olası gözüküyor.

İngiltere'nin 2018 Dünya Kupası Kadrosu:

Kaleciler

Jack Butland - Stoke City
Jordan Pickford - Everton
Nick Pope - Burnley

Defans

Kyle Walker - Manchester City
John Stones - Manchester City
Gary Cahill - Chelsea
Danny Rose - Tottenham
Kieran Trippier - Tottenham
Phil Jones - Manchester United
Harry Maguire - Leicester City
Trent Alexander - Arnold - Liverpool

Orta Saha

Jordan Henderson - Liverpool
Dele Alli - Tottenham
Eric Dier - Tottenham
Raheem Sterling - Manchester City
Jesse Lingard - Manchester United
Fabian Delph - Manchester City
Ashley Young - Manchester United
Ruben Loftus Cheek  - Crystal Palace

Forvet

Marcus Rashford - Manchester United
Harry Kane - Tottenham
Jamie Vardy - Leicester City
Danny Welbeck - Arsenal





[1] 19.yüzyılda Britanya’dan başlayıp Mısır, Hindistan ve Güney Afrika’yı kapsayan ve Avustralya’ya kadar uzanan İngiliz İmparatorluğu için kullanılan tabir.
[2] 2010 Dünya Kupası son 16 turu Almanya-İngiltere maçı 2-1 Almanya üstünlüğüyle devam ederken, ilk yarının sonlarına doğru Lampard’ın şutu üst direğe çarpıp çizgiyi geçmiş ancak gol geçerli sayılmamıştı. Bu durumun yankıları uzun süre devam etti.

Bu Blogda Ara